Archive for April, 2016

“Otopark Planlamasına Ne zaman Geçeceğiz?”

Murat Yülek, 11.04.2016, Dünya

Şehirlerimizde hayat kalitesini artırılması kalkınma planlarında da ele alınan önemli bir konu. Belediyecilik ve temel kamu hizmetlerinin halka sunumunda Türkiye iyi bir noktaya geldi. Kolay değildi ama oldu. Bugünden elli yıl öncesinde dahi su ve elektriğin gitmediği köyleri bırakın şehir ve kasabalarımız vardı. Yol, sağlık, eğitim alt yapımız çok yetersizdi. Zaman içinde temel fiziksel altyapı yatırımları bu eksiklikleri giderdi. Yine de sağlıktan eğitime altyapı alanında yapmamız gereken çok şey var ve bu yatırımlar bütçe elverdiği ölçüde devam ediyor.

Bu arada da bütçenin güçlü tutulması, yani bütçe açığının kontrol altında tutulması gerekiyor. Bu konuda Maliye Bakanlığı’nın oldukça başarılı olduğunu söylemek gerekiyor. Eğer 2002 sonrasında bütçe disiplini sağlanmamış ve geçmişten gelen bagaj ortadan kaldırılmamış olsaydı Türkiye küresel kriz ve sonrasında savrulabilirdi. Şimdilerde, savunma harcamalarının da artmasına rağmen bütçe yine de oldukça güçlü.

Bir taraftan altyapı ihtiyaçlarının devam etmesi diğer taraftan ise bütçe disiplininin devam etmesi yatırım harcamalarının akılcılığının önemini artırıyor. Konuyu yine her yıl bir kere yaptğım üzere şehir altypasına getirmek istiyorum. Şehirlerimizde belediyeler (bazıları merkezi yönetim) tarafından yapılan altyapı harcamaları hayat kalitesini yükseltmeyi amaçlıyor. Bu yatırımların önemli bir kalemi yolların yapılması ve bakımı. Türkiye, hızlı gelir artışıyla Avrupa’da trafiğe çıkan otomobil sayısının en hızlı büyüdüğü ülke (Avrupa’da ise doygunluğa ulaşıldığı için durum böyle değil). Yol kapasitesinin de buna uyması gerekiyor.

Belediyelerimiz bu ihtiyaca cevap vermek için yol çalışmalarını yapıyorlar. Ancak en az onun kadar önemli olan otoparklar konusunda neredeyse hiçbir gelişme yok. Yapılan yollar daha çok kısa ya da uzun süreli park alanı olarak kullanıldığı için mevcut ve yeni yollar verimli kullanılamıyor ve ihtiyaca cevap vermediği için yeni yatırımlar yapılmak zorunda kalıyor. Oysa yollar park etmek için değil seyir için var.

Realite şu ki, belediyelerimizin ‘otopark planlaması’ konusunda yetkinlikleri yok; bu önemli ihtiyaç bir ihtiyaç olarak kabul edilmiyor. Oysa her kentimizde mahalle bazında bir otopark ihtiyacı analizinin yapılması ve bu alanların oluşturulması gerekiyor. Aksi takdirde, belediyelerimizin diğer alanlarda yaptıkları altyapı harcamaları asıl amaç olan hayat kalitesini yeterince artırmıyor. Küçük büyük her kentimizde arabaların ikili, bazen üçlü sıralarda gelişi güzel park ettikleri arabalar tüm şehir halkının hayat kalitesini menfi etkiliyor. Trafiğe çıkmak, araba sürmek ya da arabada seyretmek, Avrupa’nın aksine yüksek stresli bir iş haline geliyor.

Konu sadece yeni otopark ya da yol yapmak değil; daha önemlisi mevcut altyapıyı iyi kullanmak. Ankara’da dört ya da beş şeritli yollar otopark yokluğu ve sürücülerin hoyratlığı sebebiyle bazı yerlerinde fiilen tek şeritli hale gelebiliyor. Örneğin sürücü, trafiğin en yoğun olduğu bir anda rahatlıkla cadde üzerindeki bir dükkandan balık almak için caddede ikinci şeride park ederek arabasını terkedebiliyor. Gerisinde oluşan yüzlerce metrelik duran trafiğe aldırmadan bu davranışı sergileyen sürücülerimiz varsa mevcut altyapıyı daha iyi kullanma yöntemlerini belediyelerimizin çoktan öğrenmiş olması gerekir. Örneğin, gelişmiş ülkelerde belediyeler trafiğin yoğunlaştığı zamanlarda kamu menfaati için tek sıra parkı bile yasaklıyorlar.

Ancak belediyelerimizin asıl yapması gereken şey kentteki otopark ihtiyacı analizini yaparak yap işlet devret yöntemiyle hem özel sektörü işin içine çekerek hem de bu sayede bütçe baskılarını azaltarak gerekli otopark altyapısını birkaç senede kurmaktır. Türkiye’de artık bir Şehircilik Bakanlığı da var. Tüm ilgililere duyurulur.

“Borsa neden yükseliyor?”

Murat Yülek, 04.04.2016, Dünya

Şubat ayının ortalarından itibaren Türkiye de dahil olmak üzere dünya borsaları yükseldi. Dow Jones ve Dax’taki artış, 12 Şubat ile 31  Mart arasında yüzde 11 oldu. Nikkei bir buçuk ay içinde yüzde 12 yükseldi. Bist ise yüzde 17 ile gelişmiş piyasaların üzerinde artış gösterdi. Bu hızlı artışın sebebi nedir? Ve, bu artış ne kadar kalıcı?

Önce gelişmiş piyasalardaki faizlere bakalım. Görülen o ki ABD’nde kamu kağıtlarında getiri eğrisi boyunca bir değişiklik yok. Almanya da ise uzun tarafta hafif bir iniş var. ABD’nde 2 yıllıklar 12 Şubat’ta 0,71 iken 31 Mart tarihinde 0,73 olmuş. On yıllıklarda ise çok küçük bir fark var (1,74’e karşılık 1,78). Almanya‘da ise on yıllık bundlar 0,25’den 0,15’e inerken 2 yıllıklar sıfırın altında 0,50’ler civarında kaldı.  Diğer gelişmişlerde de benzer durum var. Demek ki gelişmiş ülkelerde bono ve tahvillere artan bir talep yok.

Gelişmekte olan veya çevre ülkelerinde ise durum daha farklı. Yunanistan’da faizler 12 Şubat-31 Mart arasında 160 baz puan düştü. İspanya’da ise 10 yıllıklarda 30 baz puan düşüş var. İspanya’da  bono faizleri artık İngiltere ile aynı seviyede. Türkiye’de ise düşüş aynı dönemde 70 baz puanın üzerinde. Demek ki, bu ülkelere talep arttı.

Aynı dönemde altın fiyatları değişmedi; Altına net bazda yönelim yok.  Dolar endeksinde ise toplamda hafif düşüş görüldü. Her ikisi de Şubat sonuna kadar yükseldi; sonra ise düşüşe geçti. Demek ki,  faizlerdeki yataylık hikayesini destekler nitelikte, genelde dolar carlıklara ilave yönelim yok. Altın fiyatları da dolar endeksine paralel giderek toplamda değişmemiş.

Altından sonra borsalardaki dalgalanmayı yansıtan bir gösterge olan VIX endeksine bakalım. Vix, 10 Şubat’tan itibaren devamlı düşüş eğilimindeydi. Sonuçta bir buçuk ayda VIX neredeyse tarihi en düşük seviyelerine kadar geriledi. Bu borsalarda risk algısının düştüğünü gösteriyor. CDS primleri de geriledi. Türkiye’nin CDS primleri 26 baz puan düştü.

Esasında, 10 Mart’taki ECB toplantısına kadar esasında likidite açısından piyasalarda belirsizlik devam ediyordu. O toplantıda Draghi piyasaları rahatlattı ve Avrupa Merkez Bankası’nın likidite konusunda piyasaları desteklemeye devam edeceği anlaşıldı.

16 Mart’ta ise yeşil ışık bu kez Fed tarafından yakıldı. Bu toplantıda faiz artırımının olmaması piyasaları rahatlattı. Mart sonunda Yellen’dan gelen açıklamalar Nisan toplantısında da faiz artırımı ihtimalini büyük ölçüde ortadan kaldırdı. İyimserlik güçlendi.

  12 Şubat 2016 31 Mart 2016
VIX 26.3 13.6
VIX- Gelişmekte olan piyasalar 35.2 23.4
CDS (Turkiye) 286.55 260.21
BIST 100 Endeksi 100 117
Almanya (DAX ) 100 111
Japonya  (NIKKEI 225) 100 112
ABD (DOW) 100 111
Dollar Index 95.9 94.6
Altın 1240 1237
US Hazine Bonosu (2 yıl) 0.71 0.73
US Hazine Bonosu (5 yıl) 1.2 1.21
US Hazine Bonosu (10 yıl) 1.74 1.78
Almanya (10 yıllık) 0.25 0.15
Almanya (2 yıllık) -0.5 -0.48
İngiltere (10 yıllık) 1.42 1.43
Japonya (10 yıllık) 0.04 -0.04
Yunanistan (10 yıllık) 10.36 8.77
İspanya (10 yıllık) 1.75 1.45
Türkiye 10 yıllık 10.70 9.98

Tüm bunlar, 10 Şubat’tan sonra piyasalarda bir iyimserliğin oluşmaya başladığını gösteriyor. Sermaye piyasalarını canlandıran unsur, merkez bankaları tarafından da desteklenen bir ‘bahar’ iyimserliği. Ancak, artan iyimserlik, fonların her alana değil, seçilmiş alanlara yönlendiğini gösteriyor. Öncelikle gelişmekte olan piyasalar ve çevre ülkeleri (İspanya, Yunanistan, Türkiye). İkincisi bono piyasalarından çok borsalar; genelde faizlerdeki düşüş borsalardaki yükselmeye göre çok daha ölçülü.

Borsalarda Şubat sonrası çıkış iyimserlikle açıklanacaksa en büyük riskler de iyimserliğe zarar verecek faktörlerden kaynaklanacaktır. Şu anda jeopolitik riskler zirve noktada.  Bir ‘post-modern üçüncü dünya savaşından’ geçiyoruz (Buna Türkiye’nin zorlu terör mücadelesini de eklemek gerekiyor) ve piyasalar yine de iyimser. Bu durumda, Orta Doğu’dan gelecek ani bir büyük kötü haber en önemli risk unsuru olarak görülmeli.

Çin’deki saatli bomba ikinci önemli risk unsuru; Çin piyasaları her an, geçen yıl boyunca ve bu yılın başında yaptıklarını tekrarlayabilir. Böyle bir şokun piyasada nasıl algılanacağına göre diğer borsalarda geçen sene olduğu gibi çalkantılar yaşanabilir.

Amerikan borsalarının, rekor Fed likiditesinden dolayı zaten şişik olması da önemli bir risk unsuru; ancak kısa vadede önemli olmayabilir. Fed’in Nisan ayını pas geçip Haziran’da faiz artırımı yapması muhtemel.  Bu piyasaları biraz dalgalandırabilir. Ancak, beklenen üçüncü artırım son çeyreğe ertelenecektir. Bu da piyasaları rahatlatır.