17 Haziran 2013, Murat Yülek, Dünya

Belediye başkanlarına Sanayi Bakanı’na Ekonomi Bakanı’na ve Başbakan’a çağrı

Bugünlerde çağrı deyince akla Gezi Parkı geliyor ama bu çağrı onunla alakalı değil. Konu yine kamu alımları ve raylı sistemler. 2013 yılı ilk çeyreğindeki büyüme beklenenden iyi ancak olması gerekenden kötü geldi. Büyüme ve ihracat konularında şahin bakanlardan Sayın Çağlayan bile yaptığı açıklamada bu yılki büyümenin zayıflayabileceğini ve iç talep temelli olacağını söyledi.

Oysa bir taraftan ülkemizin milyonlarca doları yanlış kamu alımı politika ve uygulamalarından dolayı yabancı ülkelere iş, aş ve istihdam olarak gidiyor. Yani, Türk halkının vergileri, krizde Almanya, Fransa, Çek Cumhuriyeti ya da Polonya ekonomisine destek olarak gidiyor. Bu ülkelere bir düşmanlığım yok; ama kendi sanayicimi, işçimi, ustamı ve mühendisimi Almanlardan daha çok seviyor ve düşünüyorum.

Konu raylı sistemler ve kent içi çeşitli otobüs / metrobüs tipleri. Raylı sistem ya da otobüs dediğiniz şeyler, uzay aracı değil; birazcık daha basit. Dahası, ülkemizde bunların artık alası yapılıyor. Ama, yapılmıyorsa durum daha da kötü. Neden yapılmıyor? Çünkü satan alan kamu kurumları (genellikle yerel yönetimler yani belediyeler) yabancı ürünleri tercih ediyor. Tercih edilen ülkeler de öyle Almanya, Fransa, ABD değil; Çek Cumhuriyeti, Polonya ya da Kore.
Peki, bu ülkelerdeki şirketler nasıl bu basit araçları üretir hale geldiler? Çünkü kendi kamu kurumları bu şirketleri destekledi. Desteklerin en başında, kamu alımları yer aldı. Yani, bu ülkeler büyük ölçüde kendi şirketlerinin ürettikleri ürünleri satın almalarda “kayırdı.”

Biz eğer bu tip basit ürünleri yurt dışından almaya devam edersek ilelebet üretemeyeceğiz bunları.

Müteahhitlik sektörünü hatırlayın. Hani şu dünyada ilk sıralarda olduğumuz sektörü.
Bu sektörde Türkiye nasıl bu kadar güçlü oldu? Cevabı basit: bu müteahhitlik şirketleri önce Türkiye pazarında iş yaptılar. Eğer o yıllarda Türk müteahhitlik şirketlerinin iş alması için iş bitirme istenseydi bu sektör ve gurur duyduğumuz şirketler asla ortaya çıkmayacaktı.

Türkiye’yi demiryollarıyla donatan Nuri Demirağ’ın hayatı buna örnektir. Bu yazıyı neden mi yazıyorum. Amacı belediye başkanları ve yöneticilerinin “farkındalığını” artırmak. Bakınız şu anda Urfa Belediyesi metrobüs ihalesi açmış durumda. Türk
şirketleri bu ürünleri daha iyi ve daha ucuza mal edebilecekleri halde ihaleye giremiyorlar.

Çünkü şartnamede bir Doğu Avrupa ülkesinin standartları kullanılmış ve otobüslerin “Avrupa’da” sürülmüş olması şartı getirilmiş.
Geçenlerde benzer durum Konya Belediyesi’nin raylı sistem ihalesinde de benzer şekilde gerçekleşti.

Değerli Belediye Başkanları: lütfen bu çağrıyı dinleyin, ülkenin vergi gelirlerini krizin tam göbeğinde yabancı ülkelere akıtmayın. Türkiye’nin iş ve aşa ihtiyacı var.