22 Temmuz 2013, Murat Yülek, Dünya

Bernanke, Çarşama günkü konuşmasında, piyasaları rahatlattı. İşsizlikte %6,5’luk seviyelere düşmeden ya da biraz daha yumuşatırsak Fed buna emin olmadan, piyasaya dolar likiditiesi çıkmaya devam edecek. Rahatlamaya parallel olarak hafta sonunda ABD’nde fonların borsaya kayma eğilimi güçlendi. Zaten bol para politikasının bir amacı büyüme üzerindeki kısıtları kaldırmak ise diğer amacı da sermaye piyasalarını (hem borsa hem tahvil) ayakta tutmaktı.

Bernanke’nin konuşmasında bir başka ayrıntı, Fed Başkanı’nın konuşması, “iki amaç (büyüme ve enflasyon) iki araç (likidite ve faiz)” vurgusuydu. Amerika zaten standart enflasyon hedeflemesi gömleğini hiç bir zaman giymemişti. Ama şimdi bunu daha güçlü ifade ediyor. Bernanke, işsizlik üzerinden konuşmasında Fed’in para politikasının ilk amacının büyümeyi sağlamak olduğunun üzerinde durdu. Tahvil alımlarının durdurulmasından (hatta “ekonominin düzelmesinden” sonra dahi) sıfır civarındaki politika faizlerinin devam edeceğini de söyledi Bernanke. Tahvil alımları ve düşük faiz politikasının büyümeyi ve fiyat istikrarını destekleyeceğinin altını çizdi.

Eğer Bernanke’nin konuşmasını Fed’in para politikasının temeli olarak alırsak, Fed’in takip ettiği temel değişkenin hala sağlamlaştırılmış bir büyüme performansı olduğunu söyleyebiliriz. Takip eden Fed başkanının da büyümeyi temel gösterge olarak alacağını düşünmek hata olmaz. Özellikle, enflasyonun hareketlenmesinin pek olası gözükmediği konjonktürde.

Türkiye’de durum biraz daha farklı. Çekirdek enflasyon yüzde 5’ler civarında yatay seyrederken manşet enflasyon haziran ayında yüzde 8’leri aştı. Bunun sebebi, geçen sene Haziran (ve Mayıs) ayında gıda bazlı negative enflasyon yaşanırken bu yıl gıda ve ulaştırma bazlı aylık enflasyon üretilmiş olması. Gıda tarafı mevsimsel, ancak ulaştırma tarafında kur ve petrol fiyatı hareketlerinden etkileniyor; haziran ayının başından itibaren TL cinsinden petrol fiyatlarında önemli artışlar oldu.

Merkez Bankası herşeye ragmen enflasyon baskısını üzerinde hissediyor. Önümüzdeki dönemde petrol fiyatları gevşemez ise kurdaki artışların ulaştırma (ve diğer) alanlarda enflasyonu yükseltme riski güçlü.

Ancak Türkiye’deki hikayeye tam bakmamız gerekiyor. Büyümenin yıl sonu hedefine ulaşamama riski de büyük. Faizlerdeki yükselme kredi faizlerini yükseltiyor. İç talebin güçlenmesi de zor. Bu durumda dış pazarların iç pazarı tümlemesi gerekiyor. Üretimin artması için bu gerekli.

Bu da Merkez Bankası ve Hükümetin ara dönemde politika hedeflerini sağduyulu belirlemesini zorunlu kılıyor. Amerika’da olduğu gibi enflasyonun büyümeyle birlikte iki ana hedef olarak belirlenmesi gerekiyor. Burada da kritik değişken reel kur. Reel kur önümüzdeki dönemde 2011 sonrasında olduğu gibi değer kazanmaya devam ederse büyüme-enflasyon-cari açık dengesi bozulur.