05 Ağustos 2013, Murat Yülek, Dünya

Ramazan ayının son haftasonunu atayurdumda, Hatay’ın Erzin ilçesinde, geçirdim; daha doğrusu Erzin’in sırtını yasladığı yeşil zengini Amanos dağlarındaki yaylalarında.

Erzin, Osmaniye ve Dörtyol ile birlikte, Almanya’nın Ruhr sanayi havzasındaki Essen, Duisburg, Bochum, Muelheim gibi kent ve kasabalar gibi, bir ekonomik, sosyal ve kültürel birliğin parçası. Bu bölgedeki Oğuz Türkleri, uzandıkları, bir uçları Azerbaycan’a diğer uçları ise Karadeniz’den Kerkük’e uzanan geniş havzanın parçası olan bu üçgende yüzyıllardır yaşıyorlar.

Erzin, bir ara Türkiye’nin kişi başına geliri en yüksek kasabalarındandı. Bunun sebebi ise narenciye üretimiydi. Buna rağmen, bölgenin portakalı Ankara, İstanbul gibi tüketim bölgelerine Finike portakalı adı altında gönderiliyor. Adana-Hatay bölgesinde portakalın ticari olarak ilk defa Dörtyol’da yetiştirildiği biliniyor; 1940’lı yıllarda, Dörtyol’da, Atatürk’ün de ziyaret ettiği ve “Atatürk’ün çiftliği” olarak bilinen çiftlikte (sonradan devlet üretme çiftliği haline gelmiş) yerli turunç ilk defa Washington-Thomson adlı bugün yediğimiz portakallarla aşılanarak portakal yetiştirilmiş. 1950’lerde bu portakal Erzin’e getirilmiş. Sonrasında, Erzin Türkiye’nin en önemli narenciye merkezi haline geldi; özellikle, Antalya civarındaki alanların seracılık, nar üretimi ve turizme dönmesiyle. Narenciye üretimi bölgeyi ihracatçı hale de getirdi. Türkiye de narenciyeye ihracat teşviği sağlıyor ancak bu teşvikler, Mısır gibi ülkelerin kendi narenciye ürünlerine sağladığı teşviklerin yükseliği sebebiyle bölge çiftçisini zorluyor.

Ancak bölgede asıl değişiklikler son on yılda yaşandı. Otoyol, hava ve deniz limanı ve boru hatları bağlantıları, üniversite ve üniversite altı eğitim yatırımları ve teşviklerin etkisiyle bölge ekonomisi enerji lojistiği, demir çelik, sanayi ve enerji gibi alanlarda çeşitleniyor. Bunun sayesinde Türkiye’nin en önemli ekonomik bölge adaylarından birisiyle karşı karşıyayız.

Bu değişikliğin ortaya çıkmasında son yıllardaki politikalara ek olarak, narenciye ve 1950’li yıllarda devlet tarafından kurulan gübre fabrikasının dışında, 1970’lerden itibaren alınan kararlar da temel oluşturmuş. 1970’lerin sonundan itibaren Erzin ile Yumurtalık arasındaki terminalin, Irak’tan (Kerkük) başlayarak Azerbaycan ve Rusya’dan gelen petrollerin Akdeniz’e açılan kapısı haline getirilmesi sağlandı (BOTAŞ terminal ile ilgili teşvik belgesini 1975 yılında aldı). 1960’larda İsdemir’in devreye alınmasıyla bölge haddecilerin dikkatini çekti.

Son yıllarda, İsdemir, Tosyalı ve Ekinciler grupları başta olmak üzere, demir çelik tesislerinin kapasitelerinin artırılması ve teknolojilerinin yenilenmesiyle bölge bir demir çelik merkezi haline geldi. Osmaniye’nin teşvik kapsamına alınmasıyla yine Erzin’in bitişiğindeki Tüysüz köyü ve Leçelik mahalinde kurulan organize sanayi bölgesi hızla gelişti. Bölgenin demiryolu, karayolu ve liman bağlantıları sanayinin bölgede daha da gelişeceğini gösteriyor. Nitekim bölgede Çalık Grubu’nun rafineri yatırımı, Gama ve diğer grupların büyük enerji yatırımları devam ediyor.

Ancak bölgenin potansiyeli daha da büyük ve yapılması gereken daha çok şey var. Erzin yakınlarındaki İsos harabeleri, Kültür Bakanlığı’nın küçük ama önemli bir yatırımıyla Türkiye’ye ikinci bir Efes kazandırabilir. Zamanının en önemli antik metropollerinden olan Isos Büyük İskender ile Pers kralı Dara’nın savaştığı yer olarak biliniyor. Yıllarca iyi korunamadığı için hem yakın kasabaların inşaat malzemesi kaynağı hem de define avcılarının favori mahallerinden oldu Isos. Ancak yine de büyük kısmı toprağın altında olduğu için korunan bu büyük tarihi hazine gün yüzüne çıkacağı ve Türkiye’ye yüzbinlerce turisti çekeceği günleri bekliyor. Yakındaki Toprakkale ve Yılan kale gibi eserler, bunları birleştiren tüneller, Hatay’ın zenginlikleriyle birleşince Erzin’i bir turistik merkez haline getirebilir.

Öte yandan, İsviçre’yi aratmayan Amanos dağları ve Erzin’in meşhur “İçmeleri” yeterli tanıtımla hem yerli hem yabancı (özellikle Arap turistlerin) akınına uğrayabilir. İçmeler şu anda hemen hemen sadece Gaziantep’ten turist çekiyor. Erzin’in sevilen Belediye Başkanı Kazım Şimşek İçmeler’e yapılan büyük sağlık turizmi yatırımının Erzin’İn görünümünü daha da değiştireceğini söylüyor. Bu arada, Erzin’in Burnaz plajı Türkiye’nin en iyi kumlarına sahip ancak zamanında bir turizm bölgesi olarak tanımlanmadığı için sahil enerji tesisleriyle dolmak üzere. Bu tesislerin hem tarım hem turizmi düşünerek çevresel etki analizlerinin sağlam ve güvenilir yapıldığını umuyor Erzin’likler. Yine, bu enerji tesislerinin filtreleme sistemlerinin kullanıldığını da Çevre Bakanlığı’nın iyi denetlediğine ve denetleyeceğine inanmak istiyor bölge halkı.

Bunlar, tarım, sanayi, enerji, lojistik ve turizmin destekleyeceği çeşitlendirilmiş ve güçlü Osmaniye-Dörtyol-Erzin ekonomisinin gündemimizde kalacağını gösteriyor. Bu potansiyelin gerçekleşmesinde müteşebbisler ve çiftçiler kadar hem Ankara’ya hem de bölge Kalkınma Ajansına çok iş düşüyor: bölge narenciye ürünlerinin yurt içi ve dışı markalaştırılması ve tanıtılarak değerini buldurulması, bölge turizminin (yaz/bungalow/tarih/sağlık) yurt içi ve dışında tanıtılması, sanayi sektörünün daha da geliştirilmesi gibi.