09.09.2013, Murat Yülek, Dünya

Basına yansıyan haberlere göre Türkiye’deki çok az sayıdaki yüzde yüz yerli otomotiv firmalarından olan BMC yabancı yatırımcılara satılıyor. Oysa Türkiye’de Sayın Başbakan ve hükümet yerli otomotiv sanayi kurma konusunda çabalıyordu. O çaba ve stratejilerle bu satış haberi taban tabana zıt. Acaba haber mi yanlış? Yoksa haber doğru da yerli otomotiv politikasında mı bir değişiklik var?

BMC Çukurova Grubu’na ait bir firma. Kamyon ve zırhlı araç imal ediyor. Yakın zamanda Savunma Sanayi Müsteşarlığı’nın bir ihalesini alarak kendi sınıfının en güçlü zırhlı araç ürünlerinden birisi olan Kirpi isimli ürününü, sözleşme dahilinde Türk Ordusu’na satmaya başladı. Yanlış yönetimden olsa gerek şirket sıkıntıya girdi. Bu sırada Çukurova Grubu varlıklarını Pamukbank borçlarından dolayı TMSF’ye devretmek zorunda kaldı. TMSF Çukurova Grubu’nun varlıklarını satarak borçlarını tahsil etmeye başladı.

BMC işte bu süreçte, TMSF tarafından satışa çıkartıldı ve basına yansıyan bazı haberlere göre yabancı yatırımcılarla görüşmeler sürüyor.

TMSF, görev tanımı itibariyle BMC’yi en iyi fiyata veren yatırımcıya satmakta haklı. Fakat BMC sıradan bir şirket değil. Türkiye kendi, yerli, otomotiv sektörünü geliştirmeye çalışıyor. Milyonlarca vatandaşımızın ilerideki geliri, refahı, kritik sanayilerde yerli kabiliyetlerin oluşmasını gerektiriyor. Bu da bir kamu politikası; ya da öyle olmalı.

Dolayısıyla, BMC, herhangi bir şirket gibi, satılmamalı. Yabancı yatırımcının BMC’ye ortak olmasında temel olarak bir sorun yok; özellikle “finansal yatırımcı” ise (yani, şirketin büyümesini müteakiben hisselerini satarak çıkacak yatırımcı ise). Ancak şirketin çoğunluk hisseleri yerli üreticilerde kalmalı ve bu durum ilerisi için de garanti altına alınmalı.

Tabi burada asıl sorun yerli sanayici, üretici ve yatırımcıda. BMC’ye neden yerli bir yatırımcı talip olmuyor?

Bunun sebepleri çeşitli olsa gerek. Sanayicilik, popüler hale gelen deyimiyle “babayiğit” olmayı gerektiriyor. Sanayiciler, eğer yetiştirilebildilerse varlar. Bu konuda Türkiye çok velud bir toprak değil maalesef. Gayrimenkulcü babayiğitleri her gün televizyonlarda, gazetelerde görüyoruz. Sanayicileri göremiyoruz. Çünkü, hem sayıları çok az hem de onlara gereken önemi ve ”yeri” vermiyoruz.

Kaç nesilde sanayici olunur? İki? Üç? Sanayici olmayınca da teknoloji, ihracat, kaliteli istihdam yeteri kadar olmuyor. Ara malı ithalatçısıysak, sanayicileri yetiştiremediğimizden öyleyiz. Değerli kur, yetersiz mesleki eğitim, tamamlanamamış fiziksel altyapı, hantal bürokrasi sanayiciliği zorlaştırıyor ve gerçek sanayicilerimizin sayısını düşürüyor. Ortaya ithalata dayalı, Ar-Ge’si, yenilikçiliği, markalaşmamış sanayi çıkıyor.