23.09.2013, Murat Yülek, Dünya

2013 ikinci çeyreğindeki büyüme rakamlarına bakalım.Bu rakamlar tartışılırken kamunun harcamalarının ve sektörel olarak da inşaatın etkisi öne çıkartıldı. Oysa daha önemli noktalar var. Aşağıdaki tabloda iç talep, dış talep ve stok değişmelerinin etkileri gösteriliyor. Yuvarlamadan dolayı bazı toplamlarda ondalık seviyede farklar var.

İkinci çeyrekle ilgili görünen durum en kısa şekliyle iç talep tarafından güdülen bir büyüme yaşanmış. İç talep büyümeye yüzde 5.2 oranında katkı yapmış. Bu, eğer diğer kalemler sıfır katkı yapmış olsaydı ikinci çeyrek büyümesi yüzde 5.2 olacaktı manasına geliyor. İç talep arttığı için üretim artmış.

Üretimi artıran ikinci bir talep unsuru daha varmış ikinci çeyrekte: Stok artışları. Yani, şirketler önceki dönemlerde düşen stoklarını artırmak için ilave üretim yapmışlar. Bundan doğan büyüme katkısı yüzde 2.3 olmuş. Bir başka deyişle, eğer diğer unsurlar (dış talep) negatif etki yapmasa, iç talep ve stok tamamlama süreci ile Türk ekonomisi geçen sene yüzde 7.5 artacaktı.

Böyle olmamış. Türkiye bu artan talebin ciddi bir miktarını içeride üretimyapmak yerine dışarıdan ithal etmiş. Yani, Türkiye’deki iç talep artışı diğer ülkelerdeki üreticilere yönelmiş. Toplamda, “dış talep” üretim ve büyüme üzerinde yüzde 3’lük bir gerilemeye sebep olmuş.

Böyle olunca, Türk ekonomisi geçen dönem yüzde 7.5 büyüyeceğine yüzde 4.5 (yuvarlama sebebiyle 4.4) büyüyebilmiş. Geçen çeyreğin ana hikayesi bu.

Gelelim eğilimlere. İç tüketim büyümeye son üç çeyrektir olumlu etki yapıyor. İç talep yükseliyor. Geçen sene ilk yarıda iç tüketim yüzde 1 civarında düşmüştü. Üçüncü çeyrekte de düşmeye devam etti. Dördüncü çeyrekte ise bir miktar canlanma göstererek sıfırın üzerine çıktı. 2013 yılının birinci ve ikinci çeyreğinde iç talepteki büyüme artarak devam etti. Şu an içinde olduğumuz üçüncü çeyrekte zayıflamış ancak yine de fena sayılmayacak şekilde devam ediyor.

İç talepte kamunun etkisi de olmuş. Bu etki özellikle tüketimde ihmal edilebilecek seviyede. Ancak, yatırımcılar açısından ikinci yarıda kamunun yadsınamaz bir olumlu etkisi olmuş iç tüketime. Bu üç çeyrektir böyle zaten. Özel sektör ise 2012 yılının ilk çeyreğinden beri yatırımlarında negatif büyüme kaydediyor. Bunun sebeplerinden birisi 2010 ve 2011 yıllarındaki aşırı hızlı büyüme. Ancak yine de son birkaç yıla baktığımız zaman özel sektör yatırımlarında krizden önce başlayan yavaşmala, krizdeki gerileme, kriz sonrasındaki hızlı büyüme ve sonrasında tekrar yavaşlama/daralma sürecinden sonra artık özel sektör yatırımlarının tekrar yükselişe geçmesi gerekiyor. Geçememesinin bir sebebi de dünya ekonomisindeki yavaşlama. Özel sektör, dünyanın durumunu anlamadan yatırımlarını hızlandırmaya cesaret edemiyor. Buna karşılık, özel sektörün yatırım düşüşünü kamu tazmin ediyor ve 2012 başlarına kadar yavaşlattığı yatırım büyümesini son beş çeyrektir artırıyor. Önümüzdeki birkaç çeyrekte yavaşlayarak da olsa kamu yatırımlarının artması muhtemel.

Stok değişmeleri ise büyümeye bu senenin kalan iki çeyreğinde de küçük de olsa olumlu etki yapacak gibi görünüyor.