04.11.2013, Murat Yülek, Dünya

Orta vadeli program, cari açığın en önemli hedef ilan edildiği belki de ilk politika metni. Ekonomi yönetimi, 2010 yılı sonunda bir strateji değişikliği gerçekleştirmiş ve cari dengeyi önemsediğini ilk defa o zaman resmi hale getirmişti. Cari açığın temeli aşırı kredi büyümesi olarak teşhis edilmiş ve bankaların kredi büyümesini yavaşlatması istenmişti. Bu yönlendirmeye ilk olarak kamu bankaları uymuş; ardından diğer bankaların da katılmasıyla kredi büyümesi gerilemişti. Sonradan, kredi büyüme hızları tekrar hızlandı. Ancak, kredi büyümesinin düştüğü dönemlerde dahi cari açık, özellikle GSYH büyümesine paralel olarak düşmesi gereken seviyelere düşmedi.

Hükümet son Orta Vadeli Program’da tasarruf oranının belli bir hızla yükselmesi, yani tüketim meylinin düşürülmesini ve büyümenin önceki hedeflere göre daha da düşürülmesini hedefliyor. Böylece, ithalatın da gevşetilerek cari dengenin düşürülmesini hedefliyor.

Bu, bir manada “kemer sıkma” politikası olarak düşünülebilir. Kamu açığının büyük olduğu dönem ve ülkelerde “kemer sıkma” hükümetin harcamalarını düşürerek iç dengeyi (bütçe dengesini) düzeltmeye çalışması manasına gelir. Bugün Yunanistan’dan Fransa’ya neredeyse bütün Avrupa ne kadar icra edip etmediği tartışma konusu olsa da kemer sıkma sözlerini ediyor.

Türkiye ise, kamu dengeleri çok daha düzgün ancak özel sektörü fazla tüketim yaptığı için dolaylı bir kemer sıkma politikası izliyor. Yani, kamu kesimi özel kesime kemer sıktırmaya, ayağını yorganına göre uzattırmaya çalışıyor. Amaç ülkenin, dış dengesini düzeltmek.

Her şeyden önce, seçimlerin yaklaştığı bir ülkede hükümetin gaza değil frene basması uzun vadeli düşündüğünü, “tribünlere oynamadığını” gösteriyor.

Ancak, bu dönemde bu tür bir kemer sıkma cari dengeyi düzeltir mi? Ne kadar düzeltir? Benim kuşkularım var.

Zira, kur “dengede” değil. Kur dengede değilken kemer sıkma bizi diğer parametrelerde “doğru” değil “yanlış” dengeye götürebilir. O denge de “istikrarlı” bir denge olmayabilir. Neden mi? İktisat bir “genel denge” bilimidir. Eğer değişkenlerden birisi “yanlış” bir dengedeyse mutlaka en az bir diğer değişken daha “yanlış” bir dengede olmalıdır. Yani kur dengede değilse, o dengesizliği cari açık adlı bir diğer dengesizlik dengeleyebilir ancak.

Bu şu manaya geliyor: Büyüme 2014’de OVP’ye paralel olarak yavaşlasa da cari dengede istenen seviyede düzelme sağlanamayabilir. Ayrıca, büyüme düşüp cari denge yeteri kadardüzelmezse, muhasebesel olarak iç üretici bu durumdan zarar görebilir. Zira, talep gerileyecek ancak daha büyük talep gerilemesi iç üreticiye değil, aşırı değerli kur sebebiyle nispeten ucuz kalan ithalata yönelecektir.

Yukarıdaki sadece bir senaryo.