26.05.2014, Murat Yülek, Dünya

Bu köşede “Türkler Anjiyo cihazı yapabilir mi?” başlıklı yazıyı birkaç sene önce okuyanlarınız olmuştur. Türkiye’de takım tezgâhları imal edilmesi fikri Necmettin Erbakan’ın Başbakan Yardımcısı olduğu 1970’li yıllarda ortaya atıldı. O dönemde kurulan bir devlet şirketi olan Taksan’ın bu sektörde bir ‘milli kuruluş’ olarak görevlendirildi. Bizim ‘milli şirket’ ya da ‘milli kuruluş’ dediğimiz şirketler, sermaye yapısında devlet olmasa da, batıda ‘national champion’ olarak adlandırılır. Şu sıralarda mali sıkıntılar yaşayan Alstom buna bir örnektir. Alstom’un Fransa dışında ihale alabilmesi için Fransız Başkanları devreye girer. Alstom’u alması muhtemel Siemens de Almanya’nın milli şirketidir. Hatta, bu satışta Siemens’in rakibi General Electric de Amerika’nın milli şirketlerindendir denebilir. Zira, bu şirketler ülke için stratejik öneme sahiptir.

Gelişmiş ülke yöneticileri, önemli şirketlerini mecbur kalmadıkça kaybetmek veya başka ülkeden alıcılara satmaya sıcak bakmıyorlar. Alstom örneğinde olduğu gibi, satılma zorunluluğu gündeme gelirse kimin (ve hangi ülkeden) alacağına dikkat ediyorlar. Zira bu tip şirketler kritik sektörlerde (örneğin raylı sistemler, havacılık vs) üretim, istihdam, döviz geliri ve daha önemlisi teknolojik yetkinlik (örneğin raylı sistemler, sağlık ya da nükleer enerji gibi önemli teknolojilere ) demektir.

Güney Kore, Tayvan ya da Çin gibi yeni gelişen ekonomilerde de önemli şirketler devletin yakın koruma ve desteğine sahiptir. Çin’de bir çok dev şirket hâlâ devlet mülkiyetindedir zaten.‘Makine üreten fabrikalar’ önemli bir teknolojik yetkinlik gerektiriyor. Hürriyet Gazetesi’nde bir süredir devam eden ‘Tekstil Sektörü’ yazı dizisinde Hülya Güler, 23 Mayıs tarihinde Türkiye’deki tekstil makineleri üretimi ve ihracatına değinmiş. Güler’in sunduğu rakamlar, tekstil makineleri ihracatının ithalatın yüzde onu civarında olduğu ancak ihracatın ithalattan daha hızlı büyüdüğünü gösteriyor.
Bu küçük teselli uzun dönemli bir hatamızı ortadan kaldırmıyor. 1963’deki ilk Beş Yıllık Planı hazırlayanlar Türkiye’nin önemli bir tekstil üreticisi olacağını öngörmüş ve tekstil makinelerinin üretiminin sağlanması hedefini koymuşlardı. Ama bu sağlanamadı. Sonuç ne oldu?

Türkiye dünyanın önemli tekstil üreticisi ve ihracatçılarından. Ancak bunu yapabilmek için önemli ölçüde tekstil makinesi ithal etmek zorunda. Bu tür makinelerin ekonomik ve teknik ömrü oldukça uzun olsa da ‘teknolojik ömürleri’ çok kısa. Zira kısa zamanda daha yetenekli makineler geliştiriliyor. İhracat pazarlarında maliyet ya da kalite dezavantajı yaşamamak isteyen tekstil üreticilerimiz de makine parklarını kısa sürede yenileme baskısıyla karşı karşıya kalıyor. Makine ithalatı yaptıkları ülkelerin ihracat kredi bankaları da onlara finansmanı sağlıyor böylece, büyük bir makine yenileme ithalat hacmi ortaya çıkıyor.

Gelelim CNC tezgahlara ve makine üreten sanayimize. Daha doğrusu orta ve küçük sanayimize; zira büyük sanayicilerimiz bu sektörlere pek girmiyor. Geçen hafta, Manavgat’tan Kayseri’ye seyahat ederken rastladığım iki mikro büyüklükteki sanayi şirketi bana ilginç bir gelişmeyi farkettirdi. Türkiye’de devlet desteği olmadan gelişmiş bir nüve olduğunu gördüm. Bunların 1850’lerdeki Werner Siemens’den pek de farkları yok; zira bu tür yetenekler hayatta kalabilirlerse Türkiye’nin sınai gücü artacak. İtalya’daki atelye büyüklüğündeki fabrikalarda sınai robot üreten şirketlerdeki insan kalitesi, eğitim olarak daha yüksek ama kişisel yetenek olarak değil. Bu tür şirketlerimizin ihracatçı şirketler haline gelmesi de çok zor değil.

Gördüğüm birinci şirket Seydişehir Oto Sanayi bünyesinde; Güray Makine. Şirket sahibi Hasan Güray, meslek lisesi öğrencisi oğlu ile çalışıyor gerektiğinde ilave işçi çalıştırıyor. Talaşlı imalat atelyesinde oldukça sınırlı bir makine parkı var. Ancak kendisine anlattığınız bir makine siparişinizi tasarlayıp imal ediyor. Sipariş üzerine ürettiği ürünler arasında binlerce değişik makine parçası dışında, mikro ölçekte (10 evin ihtiyaçlarını ve 200 metrelik sokak aydınlatması sağlayabilen) hidroelektrik santral, hassas plotter yazıcı arabası ve köprüsü. Hasan Usta’nın kendi tasarlayıp imal ettiği alumünyum saç kesme makinesi, güneş kollektörlerinin kasalarının kesme süresini iki buçuk dakikadan on saniyeye düşürmüş. Özel sipariş üzerine imal ettiği pnömatik markalama makinesi alüminyum saçlara kabartma marka basıyor.

İkinci şirket, yine Seydişehir Marangozlar Sanayi Sitesi’nde kurulu Dekorsan. Dekorsan ahşap veya mermer sektörü için CNC tezgâh üretiyor. Tezgâhlar, Türkiye’nin değişik yörelerinden ancak öncelikle Konya’dan sipariş ediliyor. Numerik kontrol ünitesi dahil bir tezgâhı yaklaşık bir ayda üretiyor Dekorsan. Şirketin ana ortağı Yılmaz Ergüner mobilyacılık sektöründen gelme. Yaklaşık on yıl önce, CNC tezgâh üretmeye karar vermiş ve başarmış. Dekorsan, şu sıralarda döküm modelcileri için kendi tasarımı CNC tezgâh üretmeye başlıyor. Prototip olarak ilk ürettiği makineyi Konya’da ARD Döküm firmasına satmış bile. Dekorsan sipariş üzerine farklı makineler de tasarlayarak üretebiliyor. Dekorsan ayrıca, av tüfek kundak ve dipçiklerinin imalatındanda kullanılan CNC tezgâhları üretiyor. Zira, Konya Üzümlü ve Huğlu kasabaları av tüfeği üretiminde dünyaca ünlü ve ABD dahil bir çok ülkeye ihracat yapıyorlar.