08.09.2014, Murat Yulek, Dünya

Dünya nüfusunun büyük kısmı kentlerde yaşıyor. Bu da hem kamu yöneticilerini hem de küresel bilgi teknolojisi şirketlerini ulaşım, kent iletişimi ve akıllı kent teknolojilerine yatırım yapmaya yönlendiriyor. 12 Eylül Cuma günü CEBIT Fuarı çerçevesinde düzenlenen CCTT (Şehir İletişimi, Ulaştırma ve Teknoloji Zirvesinde) akıllı kent teknolojileri ele alınacak. Kent vizyonları, her kentin kendi şartlarına göre kendine biçtiği hedefl er bundan sonra daha da önem kazanacak. Birbirinin aynı kentlerden çok kendini diğerlerinden ayrıştırmış kentler öne çıkacak. İnsanlar büyük ölçüde kentlerde yaşadığına göre hayat kalitesi dendiğinde akla kent hayatı gelmeli. Seçilmiş kent yöneticileri bu farklılıkları oluşturmaya odaklanmalı. Ancak o da kent yöneticilerinin bilgisi, görgüsü, vizyonuna dayanıyor sonuçta.

Bu köşede önceki yıllarda ele almıştık. Uluslararası rekabet dendiğinde akla ilk başta ülkeler ya da şirketler arası rekabet geliyor. Ancak esasında, şehirlerin rekabeti söz konusu dünyada. Şehir hayatı şirketlere de, özellikle de teknoloji şirketlerine yeni fırsatlar ve roller getiriyor. Hem Avrupa ve Amerika’da hem Doğu Asya’daki büyük bilgi teknolojisi şirketleri akıllı kent, akıllı hayat uygulamalarına önemli araştırma geliştirme bütçeleri ayırıyorlar. Bunun sebebi basit, önümüzdeki on yıllarda şehir yönetimlerine bugün geliştirmeye başladıkları ya da devam ettikleri ürünleri satacaklar.

Türkiye’de de bu konuda bazı gelişmeler var. Bazı büyükşehir belediyeleri akıllı kent uygulamaları konusunda oldukça ileri. Bir çok belediye e-belediye uygulamalarını kurdu. Şirketler kesimi akıllı kart uygulamaları, veri bankacılığı, araç takip sistemleri, akıllı eğitim ve öğrenci takip sistemleri ürünleri geliştirdiler. Bunlar daha çok orta ve küçük ölçekli şirketler; Türkiye’nin büyük şirketlerinin bu sektörlerle ilgili farkındalıkları oldukça düşük.

CEBIT CCTT Zirvesi’nde Türkiye’nin dışında, İngiltere, Kuzey Amerika, Finlandiya, Almanya gibi ülkelerden konuşmacılar bu ülkelerin tecrübelerini anlatacak. Google, Transport for London, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Berlin HTW Üniversitesi gibi uluslararası deneyimleri olan kuruluşlar kendi tecrübelerini paylaşacaklar. Zirve’de Şehircilik ve Çevre Bakanı İdris Güllüce, Alman Devlet Bakanı Olaf Lies’İn açılış konuşmaları ve Prof. Dr. Suphi Saatçi’nin ‘Şehir ve Medeniyet’ konulu bir vizyon konuşması da yer alacak. Türkiye’nin kamu kesimiyle özel sektörüyle bu gelişmelerin dışında kalmaması gerekiyor. Önümüzdeki yıllarda, birçok alanda olduğu gibi bu teknolojilerin de pasif ithalatçısı olmak istemiyorsak tabi.

Örneğin Fatih Projesi. Eğitim kent hayatının parçası; Fatih projesi geniş manada bir akıllı kent projesi olarak düşünülmeli. Fatih Projesi’nin yerli teknoloji temelinde oluşturulmuş olması (ilk başta öyle değildi) Türkiye açısından bir şans. Türkiye kamu ve özel sektörüyle bir ekosistem oluşturabilirse projenin uygulanması aşamasında öğrendikleri ileride Türki şirketleri açısından bir ihracat fırsatı oluşturabilir. Ancak çok eksik olduğumuz temel alanlar da yok değil. Basit bir örnek; şehir içi temel otomobil trafiği düzenlemeleri (trafik işaretlemeleri, park düzenlemeleri, kavşak düzenleme vs.) konusunda belediye yönetimlerimizde kapasite birikimi yok denecek kadar az. Sonuçta, altyapıya çok para harcadığımız halde trafik kalitemiz son derece kötü ve ilkel. Avrupa’da bir mahalle trafik planında dahi uzman kuruluşlardan danışmanlık hizmeti alınırken ülkemizde bu tür pratikler yok denecek kadar az. Uygulanan yöntemler büyük ölçüde ‘babadan kalma yöntemler.’

Onuncu Kalkınma Planı’nın dört temel aksından birisi ‘yaşanabilir mekanlar ve sürdürülebilir çevre’ olarak belirlenmişti. Plan’da akıllı kent teknolojileri ve akıllı ulaşıma önem verildi. Şimdi mesele planın uygulamasında.