Murat Yülek, 27.10.2014, Dünya

Türk ekonomisinin dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına girebilmesi için hedef tarihten en az 8-10 yıl öncesinde iş ortamının dünyanın en iyi ilk 10 iş ortamı arasına girmesi gerekiyor. Zira, büyüme, ihracat, istihdam, vergi ve döviz geliri, kısaca rekabetçiliğin itici gücü özel sektör. İş ortamı iyi olmayan ülkelerde işletmeler enerjilerini, işleri, istihdam, üretim ve ihracat yerine bürokrasinin labirentlerinde yollarını bulmaya harcarlar.

Bu artık neredeyse tüm dünya ülkelerindeki karar alıcılar tarafından anlaşıldığı için bir çok devlet, işletmelerine en elverişli iş ortamını sağlamaya çalışıyorlar. Siz kendi şirketlerinize en elverişli iş ortamını sağlarsanız işletmeleriniz uluslararası rekabette daha güçlü oluyor. Dolayısıyla daha çok istihdam, daha çok vergi geliri ve daha çok döviz kazandırıyor ülkesine. Bir çok ülke yurtdışından daha çok doğrudan yatırım çekmeye çalışıyor. Ama asıl önemli olan kendi işletmelerine elverişli iş ortamını sağlamak değil mi?

‘İş dostu’ devlet yapıları Dünya Bankası tarafından bir inceleme sonucunda her yıl sıralanıyor. Bu köşede daha önce değinilen “Doing Business Index” bizce değerli bir kaynak. Kamu kesimine, diğer ülkelere oranla kendi ülkelerindeki iş ortamının diğer ülkelere göre nasıl olduğu konusunda yol gösterebiliyor.

Bu raporda ölçme hataları olabilir mi? Tabi. Ancak hata payı yüksek olmaz. Yani ülkeniz örneğin 50. sırada yer alıyorsa, diyelim 45 ile 55 arasında bir yerde olduğunuz konusunda emin olabilirsiniz. 50. sırada olan bir ülke, esasında ilk 10’da yer alıyor olup da çalışmadaki hatalardan dolayı 55. sırada gösterilmiş olamaz.

Dahası, Doing Business sıralamasındaki değişim eğilimleri de sıralamanın kendisi kadar önemlidir. Yani üç ya da beş sene öncesine göre iş ortamınızı daha iyi hale getirip getiremediğinizi görebilirsiniz sıralamadan.

2014 Raporu, 200’e yakın ülkenin yer aldığı listede, dünyanın en iyi iş ortamlarını Singapur (1. Sıra), Hong Kong (2), Yeni Zelanda (3), ABD (4), Danimarka (5) olarak gösteriyor. Genel görünüm şöyle: Norveç, Danimarka, İsveç gibi kuzey Avrupa rekabetçi ekonomileri, Kore (7), Malezya (6) gibi bazı Doğu Asya ülkeleri ve Anglosakson ülkeleri (ABD ve İngiltere) ilk 10’da yer alıyor.

Almanya (21. sırada) ve Tayvan (16) gibi başarılı (yüksek gelire ulaşmış) ekonomiler de ilk 20’lerde. Gürcistan (9. sırada), Morişus (20. sırada) gibi başarıyla sıralarını yükselten ekonomiler var. Fransa (38), İtalya (65), İspanya (52) gibi Latin ülkeleri pek iyi durumda değil tahmin edebileceğiniz gibi.

Gelelim Türkiye’ye. 2014 yılında yayınlanan Rapor, Türkiye’yi 2013 itibariyle dünyanın en iyi 69. sırada gösteriyor. 2012’deki 72. olan sıralamamıza göre bira iyileşmişiz. Ama yeterli değil.

Yapılması gereken şey açık: Ülkemizdeki iş ortamını hızla ve kalıcı olarak düzeltmemiz gerekiyor. Bunu yapmak zor değil; şirket (ve halkımızın) karşılaştığı kamu iş süreçlerini hızla analiz edip ‘kesmemiz’ gerekiyor. ‘Regulatory guilliotine’ (düzenleme giyotini / iş süreci iyileştirme) bir ara ülkemizde de tartışılmıştı.

Türkiye son yıllarda bu konuda bazı başarılara imza attı. Örneğin nüfus idareleri ve süreçleri ya da pasaport alma gibi süreçlerimizin ve bazı e-devlet uygulamalarımızın şu anda Avrupa’dan ve Amerika’dan daha iyi olduğunu görebiliyoruz. Ancak özellikle şirketlerimizi ilgilendiren, bir çok diğer süreç, hala ‘arkaik.’ Bu da şirketlerimizin iş maliyetlerini artırıyor, uluslararası rekabetçiliğini düşürüyor.

Süreç iyileştirme konusunu nasıl ele alalım:
■ Öncelikle bir ‘proje yönetimi’ yaklaşımı gerekiyor. Zaman ve iş hedefl eri belirlenmeli; alt sorumlular (bakanlıklar, yerel yönetimler ve alt kurumları) belirlenmeli.
■ Üst hedefler bu sorumlu kuruluşlara alt hedefl er halinde formüle edilmeli.
■ Bu yapılırken, Doing Business sıralamasının temeli olan 10 ana alan (şirket kurma, yapı izinleri, fabrikalara elektrik bağlanması, tapu prosedürleri, yatırımcıların korunması, vergi prosedürleri, dış ticaret prosedürleri, sözleşmelerin hükümlerinin korunması, iflas ve şirket kapanma süreçleri) ve bunların alt alanları temel alınmalı. ■ Sonuçlar düzenli ve etkin izlenmeli.
■ Bu kurumlardan istenilen süre içinde süreçlerini iyileştirmeleri görevi verilmeli.

Nüfus idareleri nüfus, Emniyet Müdürlükleri pasaport prosedürlerini düzelttiyse diğer kurumlarımızın da bunları yapamaması mümkün değil.

Kamu idarecilerimize seslenelim: Gelin 2 sene içinde Türkiye’yi Doing Business sıralamasında ilk 40’a, 3 sene içinde ilk 20’ye sokalım.

Böyle bir şey mümkün mü? Cevap evet. Yukarıda bahsettiğim gibi Morişüs (Mauritillus), Gürcistan gibi ülkeler bu tür reformları yaparak sıralamalarında önemli ilerlemeler kaydettiler. Türkiye de bunu yapabilir.

İşte size iki örnek: Şirket kurulması ve yapı izinleri.
Türkiye 1990’ların sonlarından itibaren şirket kurma prosedürlerini hızlandırarak 6 güne indirdi. Bu Türkiye’yi bu konuda ancak 93. sırada tutabiliyor.

Zira biz koştuk ama diğer ülkeler de ‘koştular.’ Şimdi, şirket kurmayı daha verimli bir prosedüre bağlamalıyız. Maalesef 2014 raporunda Türkiye’de yeni TTK ile şirket kurma asgari sermaye şartının artırılması sebebiyle bu konuda geriye gittiğimiz gözlemi yapılmış.

Yapı izinlerinde durumumuz kötü oldukça kötü. Dünyada 146. sırada yer alıyoruz. Demek ki dünyada bu açıdan bizden daha kötü prosedürlere sahip az ülke var.

Ancak göstergenin alt kırılımlarını incelediğinizde Türkiye’nin hızlı reformlarla bu alanda çok yukarılara çıkabileceğini görüyorsunuz. Bu da genel ortalama ve sıralamamızı da yükseltir.

Bir başka oldukça kötü olduğumuz alan iflas ve şirket kapatma prosedürleri. Bu başlıkta 130. sırada yer alıyoruz. Demek ki yeni TTK bu konuda bir işe yaramamış. Şirketlerin en zor kapatıldığı ülkelerden olmak iyi bir şey değil. Çok geride olduğumuz için bu alandaki reformlar Türkiye’nin geneldeki (69.) sıralamasına çok hızlı ve olumlu etki yapar.

Prof. Davutoğlu Hükümeti’nin bazı prosedürleri hızlandırma isteğine iş ortamını da eklemesi Türkiye’nin uzun vadeli ekonomik hedefl erine ulaşmasını kolaylaştırabilir.