Murat Yülek, 08.06.2015, Dünya

Gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH), ülke ekonomilerini büyüklüklerini ölçmede kullanılan temel istatistiktir. GSYH, ülke ekonomik büyüklüklerini toplam veya kişi başına olarak birbirleriyle karşılaştırmada da kullanılan temel gösterge aynı zamanda. Örneğin, Türkiye’nin ekonomisinin büyüklüğünü Almanya ile karşılaştırmak iktisatçıların çok sorduğu bir sorudur. Cevabı da genellikle GSYH ile verilir.

Ancak, GSYH, tüm iktisadi istatistikler gibi mükemmel olmayan bir göstergedir. Sonuç olarak, kamu ve özel kesimden gelen bir takım rakamların derlenmesinden oluşur. GSYH rakamlarında ortaya çıkabilecek ölçüm hataları ilk başta bu sürecin başarısına bağlıdır. Ülkelerin istatistik ofisleri belli zamanlarda yöntemlerini gözden geçirerek GSYH rakamlarını düzeltirler.

Bu tür düzeltmelerde ortaya oldukça büyük değişiklikler çıkar. Örneğin Çin istatistik ofisinin 2005 yılında yaptığı revizyonda  Çin’in GSYH’sı yaklaşık 300 milyar dolar yükseldi; bu, Çin GSYH’sının Türkiye’nin o yılki GSYH’sının yüzde 60’ı kadar yükseltilemesi manasına geliyordu. Avrupa Birliği ‘nin geçen bu sene başında açıkladığı benzer bir revizyonda AB ülkelerinin GSYH’ları yüzde 0.3 ile yüzde 10 arasındaki oranlarda yükseltildi.

Kayıtdışı iktisadi faaliyetlerin ölçülmesi GSYH’nın hesaplanmasındaki en kritik noktalardan birisidir. Dünyanın tüm ekonomilerinde belli bir ölçüde kayıt dışılık varken Batı Avrupa ülkeleri ve Amerika gibi ülkelerde diğerlerinden daha düşüktür. Milli hesapları yapan ve yayınlayan kuruluşlar, kayıt dışı ekonominin ölçülerek GSYH rakamlarına derc edilmesi konusunda bazı yöntemler kullanırlar. Ancak sonuçta kayıt dışılığın ne kadarının hesaba katılabildiği meçhul kalır.

Ülkeler arası karşılaştırmalarda ise kayıtdışılık daha da büyük bir önem kazanır. Zira bir ülkedeki kayıtdışılığın diğerlerine göre olduğundan az hesaplanması iki ülke arasındaki GSYH (ve kişi başına GSYH) rakamları arasında gerçekten uzaklaşan ciddi farkları ortaya çıkartabilir.

Örneğin, Türkiye ile Almanya’yı bu açıdan karşılaştıracak olsak kayıtdışılığın Türkiye’nin resmi GSYH’sı ile Almanya’nınki arasındaki farkı (Alman GSYH’I Türkiye’nin yaklaşık 5 katı) olduğundan daha büyük gösterdiğini söyleyebiliriz.

Ülke GSYH’ları arasındaki istatistiksel büyüklük farklarının bir diğer sebebi ise ülkeler arasındaki fiyat farklarıdır. Türkiye ile Almanya’da bir tek ürün üretildiğini ve aynı büyüklükte ‘reel’ üretim yapıldığını düşünelim. Eğer iki ülkedeki birim fiyat farkı (Türkiye’de TL, Almanya’da ise avro cinsinden) TL/avro paritesi tarafından kapatılmıyorsa, reel olarak aynı büyüklükteki avro (ya da dolar) cinsinden GSYH’lar arasında farklar çıkacaktır.

Bu farkların ortadan kaldırılarak aynı temelde karşılaştırma yapılması için GSYH’lar ‘satın alma gücü’ paritesi temelinde hesaplanarak karlılaştırılıyor. Ancak, Dünya Bankası tarafından yapılan bu ‘PPP’ hesaplamaları da mükemmel değil. Banka’nın en son yaptığı revizyonlarla Çin artık PPP temelinde dünyanın en büyük ekonomisi oldu (AB tek bir  ülke sayılmadığı takdirde). Dünya Bankası’nda ilgili bölümde sınırlı sayıda insan çalışıyor. Zaman ve eleman kısıtından dolayı bu tür revizyonlar sizin ülkeniz için de yapılmazsa ekonominiz olduğundan daha küçük görünüyor.

Dünya Bankasının PPP hesaplamalarında Türkiye için 2’ye yakın bir değerleme katsayısı kullanılıyor. Bu, The Economist dergisinin ‘Big Mac’ indeksindekine oranla daha yüksek olsa da muhtemelen ‘doğru’ rakamın epey altında.

Big Mac endeksi, bir tek ürün (Big Mac) üzerinden ülkeler arası fiyat farklılıklarını hesaplamaya çalışıyor. The Economist’e göre Türkiye’de Big Mac 3,96 dolara satılırken ABD’nde 4,76 dolara satılıyor. Bu durumda ‘uluslararası dolar’ bazında fiyat farkı yüzde 17 gözüküyor. Oysa, Big Mac Amerika’da ‘ucuz’ Türkiye’de ise nispeten ‘pahalı’bir ürün. Standart da olsa, tek ve spesifik bir ürün üzerinden yapılan hesaplamanın sağlıklı olmayan bir gösterge olacağı belli.

Dünya Bankası, bunun yerine, otel, kira, gıda, taksi, araba, uçak ve tren bileti gibi ürünlerin olduğu bir ‘sepet’ kullanıyor. Ancak ortaya çıkan 2’nin altındaki rakam Türkiye’de üretilen ürünlerle örneğin Almanya’da üretilen ürünlerin aralarındaki üretici fiyatı farklarını avro ya da dolar cinsinden doğru yansıtmıyor. Basit bir örnekle, meyve sebze fiyatları ya da tekstil ürünlerinin Almanya’daki fiyatlarıyla Türkiye’deki fiyatları arasında bazen 4-5 kata varan uçurumlar var.

Tüm bunları birleştirelim. Alman ekonomisi 3,8 trilyon dolarlık bir ekonomi ise (avro’nun değer kaybemesiyle bu rakam 2015’de oldukça düşecek) Türkiye’ninkinin 800 milyar doların epey üzerinde olduğunu bilmemiz gerekiyor. Kayıtdışılık ve üretici fiyatları farklarını gözönüne alırsak  Türkiye’yi en az 1-1,25 trilyon dolarlık bir ekonomi olarak düşünmemiz gerekiyor.