Murat Yülek, 08.08.2016, Dünya

Moody’s Cuma gününü herhangi bir açıklama yapmadan pas geçti. En doğrusu buydu; 18 Temmuz’da Türkiye’nin not görünümünü, ‘durumun değerlendirilmesi’ için düşüren Moody’s bu kez profesyonelce davrandı.

Jeopolitika risklerin arttığı bir ortamda kredi değerlendirme kuruluşları hareketli bir yıl yaşıyor. Haziran ayında Brexit oylamasından hemen sonra İngiltere’nin notu Fitch  ve S&P tarafından indirildi. Öte yandan, finansal durumu kötüleşen Deutsche Bank ‘ın da notu bu yıl iki defa indirildi. Deutche Bank epey itiraz etti bu duruma.

Bu arada kredi kuruluşlarınca geliştirilen ‘olay riski’ gibi kavramlar jeopolitik risklerin arttığı bir ortamda, borçlanıcıların derecelendirme kuruluşlarının sübjektif değerlendirmeleriyle karşı karşıya kalma riskin, artırıyor. Türkiye Cumhuriyeti, siyasi açıdan olay riskiyle karşı karşıya kalmış bir ülkeyken tarihinde hiç moratorium dahi ilan etmedi. Mali durumu oldukça güçlüyken bir darbe girişimi yaşadı. Darbe girişimi halkın büyük desteğiyle atlatıldı ve sonrasında da tabii olarak bir yeniden yapılanma süreci içine girdi. ‘Olay riski’ penceresinden bu duruma nasıl bir ‘ordinal’ derece atfedeceksiniz?

Türkiye açısından başarısız darbe girişimi sonrası uygulanacak politikaların ‘sinyal’ değeri, politikaların amaç ve sonuçları kadar önemli olacak. Geçen hafta da bahsettiğim gibi bu açıdan en elverişli çıpa maliye politikası. Darbe girşimi sonrasında bütçe disiplininin devam etmesi hem çok kritik ve hem de yüksek sinyal değerine sahip.

Aynı değerde ikinci bir alan da reformlar. Türkiye önümüzdeki dönemde bazı ekonomik reformları devreye sokarsa önemli bir sinyal değeri oluşturmuş olur. Bazı ekonomistler en azından iş ortamının iyileştirilmesi ya da emek piyasasının esnekleştirilmesi gibi alanlarda seçilmiş reformların hızla uygulamaya konulmasının yurt içinde olduğu gibi uluslararası yatırımcılar tarafından da darbe girişiminin menfi propagandasının azaltılmasında etkili olacağını düşünüyor.

Bu yılın kalan kısmı ve 2017 için yine sinyal etkisi önemli olacak bir başka alan da Türk ekonomisinin büyüme performansı olacak. Hükümetin iç talep eksikliği sebebiyle olası bir durgunluk riskini ortadan kaldıracak makroekonomik tedbirleri devreye sokması gerekiyor. Bunlardan bazıları açıklanmaya başlandı.

Son olarak, darbe girişiminde sonra oluşan yavaşlama riskinin menfi finansal etkilerinin düşürülmesi için, bankalara olan takipteki (özellikle küçük montanlı) şirket ve şahsi kredi/ kredi kartı borçları için bir iskonto ve yeniden yapılanma tedbir paketi piyasa da olumlu karşılanır. Banka bilançoları açısından da NPL’lerin artma riskini düşürür. Piyasa da böyle bir beklenti yakında oluşacaktır.

Sözün özü, önümüzdeki dönemde bazı tedbirlerin alınması gerekiyor ve bu tedbirlerin kendileri kadar hem iç hem de dış piyasada oluşturacakları sinyal etkisi kritik öneme sahip.