Murat Yülek, 13.06.2016, Dünya

Türkiye enerji talebi hızla yükselen ve enerjide dışa bağımlı olan bir ülke. Enerji güvenliğini sağlaması ve dışa bağımlılığını azaltması, sahip olduğu yenilenebilir enerji kaynaklarından yararlanmasından geçiyor. Halihazırda bu kaynaklarımızın çok azını değerlendirebiliyoruz.

Türkiye 2007 yılında çıkardığı, 2010, 2011, 2012 ve 2014 yıllarında revize ettiği yenilenebilir enerji kanunu ile 2020 yılı sonuna kadar yenilenebilir enerji kaynaklarından elde edilen elektriğe 10 yıl alım garantisi ve yatırım yapılabilir seviyede bir destek fiyatı verdi.

Bu kanunun çıkmasından sonra 4500 MW lisanslı rüzgar santrali yatırımının tamamlanması  bu düzenlemelerin başarısını gösteriyor.

 EPDK 2012 yılında yaptığı bir yönetmelik değişikliği ile 1 MW gücün altında ki yenilenebilir enerji santrallerinde lisans mecburiyetini kaldırdı. Son 4 sene içerisinde güneş enerjisi santrallerinde (GES) lisanssız 5.000 MW müracaat gerçekleşti. Bu da bir başarı. Bu talebin en büyük sebebi Anadolu da küçük sanayicinin ve orta gelir grubunun yeni bir yatırım aracı elde etmiş olmasıydı. Bu kesimin, emlak yerine enerji yatırımlarına yönlenmesi hem tasarrufların ülke adına verimini artıracak hem de ülkemizin enerjide dışa bağımlılığını azaltacak.

2016 da ise aşırı talep ve YEKDEM mekanizmasına yük getirdiği gerekçesi ile EPDK tekrar yönetmelik değişikliği yaparak yatırımlara kısıtlama getirdi. Bu değişiklik, küçük yatırımcının enerjiye yönelmesine son verecek ya da yavaşlatacak. Bu tür düzenlemeler yerine Türkiye’de yenilenebilir enerjinin önünü açacak yeni düzenlemelerin gelmesi gerekiyor.

Öte yandan yenilenebilir enerji yatırımlarının önünde diğer engeller de var:

  1. Türkiye’nin uzun vadeli finansman yetersizliği ve maliyetlerinin yüksekliği
  2. Alım garanti süresinin kısalığı
  3. Yatırım için gerekli bürokratik süreçlerindeki karmaşa, yük ve yavaşlıkEnerji bürokrasindeki uzman yetersizliği
  4. Enerji iletim alt yapısının yetersizliği, yeni yatırım ihtiyacı.
  5. Rüzgar enerjisinde dengeleme maliyetlerinin büyük bir oranının yatırımcıya devredilmiş olmasının getirdiği maliyetler
  6. Yenilenebilir enerji tesislerinin il özel idarelerinden ruhsat alma mecburiyetlerinden dolayı belediyelerin yatırımcılardan istedikleri payların ortaya çıkarttığı maliyetler
  7. ÇED ve Orman izinlerindeki uygulamaların ortaya çıkarttığı maliyetler

Tüm bunlar, yatırımcıların iştahını kırıyor ve yenilenebilir enerjide treni kaçırmamıza sebep oluyor. Petrol fiyatlarındaki düşüş enerjinin önemini bize unutturuyor. Ancak, 50 dolar civarındaki seviyelerde bile enerji verimliliğinin oldukça düşük olduğu ülkemiz açısından ciddi bir yük oluşturuyor. Rusya ile yaşadığımız sorunlar sırasında yaşadığımız ‘vana kapanırsa’ endişesi de cabası.

Enerji güvenliği ve dışa bağımlılığın azaltılması yenilenebilir enerjiye daha çok önem vermemizden geçiyor. Fosil yakıtlara sahip değiliz ama yenilenebilir kaynaklara sahibiz. Bu kaynakları sonuna kadar kullanmalıyız.