Murat Yülek, 30.05.2016, Dünya

Geçen hafta kaybettiğimiz İbrahim Bodur Türkiye’nin ilk nesil sanayicilerindendi. Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında Atatürk tarafından şekillendirilen sanayileşme politikasının temelinde özel sektör yer alıyordu. Ancak, kısa sürede özel sektörün hem müteşebbislik hem de sermaye yeteneklerinin yetersizliği ortaya çıktı. Bunun üzerine daha evvel İktisat Bakanlığı’nın gerçekleştirdiği çalışmalara ve Rus ve Amerika’lı bazı uzmanların katkılarıyla 1934 yılında Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı açıklandı. Bu Plan 1960 sonrasındaki kalkınma planlarının aksine sadece sanayi alanında yapılacak yatırımları listeliyordu. Toplam 44 milyon TL (1934 GSYH’sının yüzde 3’ü) tutarındaki yatırımlar 100 milyon TL’ye tamamlandı. Böylece tekstil, kağıt gibi alanlarda Devlet eliyle Cumhuriyet’in ilk sanayi kuruluşları kuruldu. Yine aynı yıllarda kurtulan Sümerbank ve Etibank da sanayi tesisleri kurulması için birer banka formatında kurgulanmıştı.

Ardından İkinci Yıllık Sanayi Planı da açıklandı ancak 1930’ların sonlarındaki savaş ortamında bu plan rafa kaldırıldı. 1940’ların sonlarına kadar ülkemizde pek bir yatırım yapılmadı. 1946 yılında Şevket Süreyya Aydemir’in önderliğinde hazırlanan ‘1946 Planı’ yine bir sanayi planıydı. Marshall yardımı müzakereleri sırasında Amerika Birleşik Devletleri sınai yatırımlara karşı çıkınca bu çalışmalar da rafa kaldırıldı.

1950’de demokratikleşme süreci sonunda iktidara gelen Menderes hükümeti liberal bir ekonomik anlayış altında tarımda kendine yeterliliği ve sanayileşmeyi temel almıştı. İşte bu dönemde İbrahim Bodur Çanakkale’de, Mehmet Nuri Sabuncu, Hacı Ömer Sabancı ve Sapmaz aileleri Adana’da, Bezmen ailesi İstanbul’da Türkiye’nin ilk büyük çaplı Sanayi kuruluşlarını kurmaya başladılar. Vehbi Koç da yine 1950’lerde Ford’u Türkiye’de ortak otomobil (montaj) fabrikası kurmaya çalışmış ancak başarılı olmamıştı. Bernar Nahum’un anılarına göre Ford Türkiye’de sanayi tesisi kurmaya yanaşmamıştı. Bu arada, 1920, 1930 ve 1940’larda sanayi alanında Nuri Demirağ ve bankacılıkta Kazım Taşkent’in de adını yine öncü müteşebbisler arasında saymamız gerekiyor. Yine 1922 Türkiye’nin ilk şeker fabrikasını kuran Mollazade Nuri (Şeker) efendi de Türk Sanayi tarihinin öncülerindendir.

İbrahim Bodur ve benzerlerinin Türkiye için önemli olmasının sebebi işte bu ‘öncü sanayici’ rolünü oynamış olmalarıydı. Bugün düşünüebildiğimizden çok daha önemli olduğuna emin olunuz; bugünün Türkiye’sinde uluslararası boyutta rekabetçi uçak ya da uzay aracı fabrikası kuracak bir sanayiciye benzetebilirsiniz bu öncüleri.

İbrahim Bodur’un ikinci önemi bölgesel kalkınma özelliğidir. Sabancı ailesi gibi, ‘kendi bölgesine’ yatırım yapan bir öncü bölgesel kalkınmacıdır. Altyapının o dönemde dahi daha iyi olduğu, tahsil gördüğü İstanbul yerine yatırımını Çan ilçesinde yapması önemlidir. Yatırımların Çan’a istihdam, genel kalkınma, bir kümelenme oluşması gibi faydaları dokundu.

İbrahim Bodur’un üçüncü önemi ‘insanlığıdır.’ Verdiği öğrenci bursları, öncülük ettiği sivil toplum kuruluşlarıyla Bodur ‘sıradan’ bir başarılı iş adamı ya da sanayici değildi.

Dünyanın kendi alanında en büyük  tesislerinden birisini kuran İbrahim Bodur, Robert Kolej’in ardından Amerika Birleşik Devletleri’nde yüksek lisansını yaptı. 1940’lı yıllardan bahsediyoruz. Bodur’un başarısında eğitimin büyük yeri olduğuna şüphe yok. Eğitime bu kadar önem vermesinin sebebi de bu olsa gerek. O yıllarda bir sanayi tesisi yatırımın yerini ve teknolojisini seçmek, finansmanını bulmak, tesisi ve yurtiçi, yurtdışı dağıtım ağını kurmak bugünkü kadar kolay değildi.

Türk sanayiinin en önemli duayenlerinden İbrahim Bodur’un ruhu şad olsun. Yeni nesil sanayicilerimize en iyi rol modellerinden birisiydi.