Sigortacılık sektöründe neler oluyor?

Murat Yülek, 31.10.2016, Dünya

Geçtiğimiz yıllarda motorlu taşıtlar sigorta primlerindeki yükseliş kamuoyundan büyük tepki almıştı. Bu sene prim artışları devam ediyor; yüzde 50’ye varan artışlarla karşılaşılıyor.

Türk sigorta sektörü 2000’li yılların başında, büyümenin hızlanması, ekonomik ve siyasi istikrarın gelmesiyle uluslararası yatırımcıların dikkatini çekmeye başlamıştı. 2004 yılı itibariyle, Avrupa’da yıllık prim üretimi GSYH’nın yüzde 7-13’ü arasında iken Türkiye’de oran yüzde 1,5 civarındaydı (Hazine Müsteşarlığı rakamları). Pazarın küçüklüğü büyüme beklentisini de beraberinde getirdiği için bir çok uluslararası yatırımcı yerli firmaları satın aldı ya da yeni şirketler kurdu. Böylece sektör canlandı. Tasarrufları artırmak amacıyla bireyse emeklilik sigortasının desteklenmesi de sektörün canlanmasına yardımcı oldu.

Ancak bugüne gelindiğinde, sigorta primleri gittikçe yükseldi; yukarıda söylendiği gibi rahatsızlıklar oluştu. Uluslararası yatırımcıların girmesiyle sektörün daha verimli (yani; tüketici açısından primlerin düşmesi) hale gelmesi beklenirken tersi oldu. Bu durum muhtemelen şu sebeplerden kaynaklanıyor:

  1. Sigorta şirketleri iyi yönetilmiyor, verimlilik düşük. Verimliliği, prim geliriyle işletme giderleri ve sigorta ödemeleri arasındaki ilişki olarak tanımlarsak, primlerin yükselişinde işletme giderleri ya da sigorta ödemelerindeki oransız artışının sebep olduğunu düşünebiliriz. Sektör 2015 yılında 25 milyar TL prim geliri üretti (yatırım gelirleri ve reasürans faaliyetleri hariç). Buna karşılık, 7,3 milyar TL faaliyet gideri oluştu. Bu yüzde 30’luk biro rana tekabül ediyor. Emeklilik sigortasında bu oran şu anda yüzde 100 seviyesinde. Yatırım gelirleri 3,7 milyar TL oldu; yani toplam prim gelirinin yüzde 15’i.

Bazı sigorta şirketleri ise müşteri çekmek için aşırı düşük prim tarifeleri uyguladı. Ancak bu system bir süre sonra çevrilemez hale gelerek aşırı prim artışlarına yol açtı.

Sigortacılığın en önemli unsurları fon gelirleri. Bu konuda da Türkiye’deki sigortacılık sektörü başarılı değil. Özellikle emeklilik fonlarında getiriler çok düşük ya da negatif.

  1. Tüketici ahlaksızlığı artıyor (mu)? 2015 yılında ödenen hasarlar prim gelirlerinin yüzde 55’i civarında. Yani, yüzde 45’lik bakiye ile faaliyet giderleri ve diğer giderlerin ödenmesi ve yatırımların gerçekleştirilmesi gerekiyor.

Kullanıcıların (özellikle karşılıklı zabıt sisteminden sonra) sigorta şirketlerinden haksız kazanç sağlamak için kaza giderlerini yüksek göstermesi sisteme zarar veriyor primlerin yükselmesine sebep oluyor? Bu sistemik bir sorun. İnsanımızı daha ahlaklı hale getiremiyorsak sistemi daha iyi denetlenebilir hale getirmemiz gerekiyor.

Hukuk sisteminden kaynaklanan sorunlar da bulunuyor. Örneğin, sürücü kural ihlallerinden kaynaklanan (örneğin bir yola terseten girerek araba sürmek) zararları sigorta şirketleri tazmin etmek ve karşılık ayirmak zorundaydı. Zira, Yargıtay Ticaret Kanunu’ndan dogan tüketici hakları öne sürerek sigorta şirketlerine bu zararları ödeme sorunluluğu getiriyordu. Hazine Müsteşarlığı’nın yeni düzenlemesiyle bu durum düzelse de sigorta şirketleri geriden gelen bu tip hasarları ödemek ve karşılık ayırmak zorunda.

  1. Sigorta şirketlerinin aşırı kar isteği de primleri yükseltiyor olabilir. Sistem geçen yıl zarar etti. Yani kar artışı gerekli. Ancak bu artış verimlilik artışıları ve pazar büyümesinden mi gelecek prim artışlarından mı? Eğer karın prim artışlarıyla yükseltimesi isteniyorsa, bu mümkün değil çünkü artan primler pazarı büyütmek yerine küçültecek.

Sigortacılık sektörü, Hazine Müsteşarlığı ve Rekabet Kurumu tarafından regüle ediliyor. Her iki kurum da sektördeki rekabet durumunu, verimliliği incelemeli. Bazı sigorta şirketleri,  “eğer beklenen karları yapamazsak sektörden / ülkeden çıkarız”  diyorlarsa ve bu tip bir “tehdit” önemli bulunuyorsa, sektörde rekabetin artması gerekiyordur. Yine düzenleyici kurumların konuya el atması gerekir.

Bu arada, finansal sektörün düzenleyici kurumları SPK ve BDDK iken sigorta sektörünün Hazine Müsteşarlığı tarafından düzenleniyor ve denetleniyor olması pek de uygun görünmüyor. Konunun Hazine Müsteşarlığı ile ilgisi yok.