Murat Yülek, Aralık 2016, Derin Ekonomi

TÜİK geçen hafta üç önemli istatistik seti yayımladı. Bunlardan birincisi yeni milli hesaplar (GSYH) rakamlarıydı. İkincisi iller bazında GSYH rakamları (yani, toplam ülke bazındaki GSYH’nın hangi illerden ne kadarının elde edildiği) rakamları 2004-2014 dönemi için güncellendi. Üçüncüsü, Türk ekonomisinin, girdi çıktı tablosu (yani katma değerin alt sektörler arası akışını gösteren tablo; bu tablo, hangi sektörün hangi sektöre ne miktarda katma değer girdisi sağladığını gösteriyor) 2012 yılına güncellendi.

Her üç setteki güncelleme de çok önemli. İlk gözünüze çarpacak şey güncellemelerin neden bu kadar geç geldiği olabilir. İller bazında GSYH en son 2001 yılı itibariyle açıklanmıştı. Türk ekonomisi Girdi Çıktı Tablosu en son 2002 yılı itibariyle güncelenmişti. İlgili araştırmacılar Groningen Üniversitesi’nin tüm dünya için oluşturduğu girdi çıktı tablolarında kullanılan yaklaşık değerleri kullanıyorlardı.

Bu güncellemelerin daha sık ve daha hassas yapılması için TÜİK’in eleman sayısının artırılması gerekiyor. Avrupa ülkelerinde istatistik ofislerinde çalışan insan sayısı TÜİK’e göre daha fazla. Avrupa’da ayrıca, sektörel bakanlıklar ve kamu kurumlardaki istatistik birimlerinde de çok sayıda insan çalışıyor. Bunlar da milli istatistik kurumunun çalışmalarına destek oluyor. TÜİK’deki eleman eksikliğinin istatistik üretiminde başka menfi etkileri de oluyor; örneğin TÜİK üç aylık GSYH büyüme istatistiklerini Avrupa ülkeleri ve ABD’ne göre daha geç açıklıyor.

Gelelim milli hesaplar revizyonuna. Toplam GSYH ise daha önce 1987 ve 2008 yıllarında gözden geçirilmişti. Yani aradan 8 sene geçmiş. Bu yılki düzenlemeler, uluslararası güncellenen standartlara uyum sağlanması amacıyla yapıldı. 2009 yılında Birleşmiş Milletler milli hesaplar standartlarını (System of National Accounts-SNA) güncellemişti. Avrupa Birliği istatistik birimi olan Eurostat da 2010 yılında kendi sistemi olan Avrupa Hesap Sistemi’ni (European System of Accounts-ESA) SNA’e uyumlu hale getirmişti.

Bu tip genel ya da tek tek ülkelerde milli hesapların gözden geçirilmesi sık sık karşılaşılan olaylar. Örneğin Çin istatistik birminin (NBS), genel ekonomik sayımın ardından 2005 yılında gerçekleştirdiği revizyonda ülkenin GSYH’sı 300 milyar dolar (Türkiye’nin 2003 resmi GSYH’sına yakın) yükselmiş ve yeni rakamla dünyanın dördüncü büyük ekonomisi haline gelmişti. Çin bundan önce 1993 yılında GSYH içindeki hizmet sektörü sayımını gerçekleştirdikten sonra sektör hasılasını yüzde 32 oranında yükseltmişti (toplam GSYH’ya yüzde 10 olarak yansımıştı). Çin 2013 yılında da bir revizyon yapmış ve GSYH rakamlarını 309 milyar dolar yükseltmişti.

Dönemsel olarak GSYH büyüme rakamlarında revizyonlarla da oldukça sık karşılaşılıyor. Özellikle dönemsel büyüme rakamlarını hızlı açıklayan ülkelerde. Zira, iktisatçılar, gözlemciler, iş dünyası ve kamu görevlileri istatistiklerin hızlı yayımlanmasını istiyor. İstatistiklerin yayımlanma hızı arttıkça da revizyon ihtiyacı artıyor.

TÜİK tarafından geçen hafta yayınlanan, ESA 2010 ile uyumlu  yeni GSYH serisi tartışma konusu oldu. Bunun iki ana sebebi var. Birincisi, revizyon oldukça büyük. Kişi başına gelirimiz tekrar 10 bin doların üzerine çıktı. Kritik bir değişken olan cari açığın GSYH’ya oranı düştü. Bununla birlikte, topladığımız vergilerin ve kamu harcamalarının ya da örneğin toplam sağlık harcamalarının GSYH’ya oranı düştü. Yani, mevcut ve geçmişe dönük bir çok makroekonomik açıklamamızı değiştirmemiz gerekiyor şimdi.

İkincisi, büyüme oranları eski serideki oranlardan çok farklılaştı. Örneğin geçen yılki büyüme oranı yeni serilerle yüzde 6,1 oranında büyüdü. Bu da, Türk ekonomisinde, son 10 yıl için anlattığımız büyüme eğilimlerinin değiştirilmesine sebep oldu.

ESA ile uyum çalışmasının bu denli büyük seviye ve yıllık büyüme farkları çıkartması şaşırtıcı. Ancak TÜİK teknik olarak güçlü bir kurum. Daha ayrıntılı açıklamaları önümüzdeki dönemde göreceğimizi düşünüyorum.