Murat Yülek, Ocak  2017, Derin Ekonomi

2016 yılı ekonomik ve siyasi açıdan sıra dışı bir yıl oldu. Uluslararası siyasi risklerin, deyim yerindeyse tavan yaptığı bir yılı geride bıraktık. Bunlar yetmezmiş gibi bir de darbe teşebbüsü yaşadı Türkiye. Bu gelişmeler 2016 yılında Türk ekonomisi üzerinde önemli menfi etkiler oluşturdu.

Yıla, düşürülen savaş uçağının gölgesinde bir çıkmaza giren Türk-Rus ilişkileriyle başladık. Bozulan ilişkilerin en önemli kurbanı ekonomi oldu. Rusya Türk ihraç ürünlerine çeşitli zorluklar ve yasaklar getirdi. Bu özellikle turizm ve Akdeniz bölgesinde üretilen yaş sebze ve meyvelerin ihracatı açısından güçlükler çıkarttı Türkiye’ye. Türkiye’nin en büyük turizm pazarını oluşturan Rusya’dan gelen  turist sayısının düşmesiyle özellikle Akdeniz’deki turizm işletmelerimiz sıkıntıya girdi. Toplamda, Rusya ile yaşanan problem ihracatın 2016 yılında yavaşlamasına sebep oldu.

Türkiye Rusya Krizi sırasında Rusya’ya karşı ekonomik yaptırım uygulamadı. Rusya, enerjinin  dışında, Türkiye’ye tarım, maden ve metaller gibi ürünlerde yüksek miktarlı ihracat yapıyor. Rusya’nın Türkiye’ye bu ürünlerdeki ihracatı, normal yıllada Türkiye’nin Rusya’ya toplam ihracatının iki katına yaklaşıyor. Rusya’nın Türkiye’ye ihraç ettiği ürünlerin Ukrayna gibi başka ülkelerden de kolaylıkla tedarik edilmesi mümkün. Bu yüzden Türkiye’nin elinde de Rusya’ya karşı ekonomik yaptırım uygulama şansına sahipti. Ancak bu kozunu kullanmadı.

Yılın son çeyreğinde Rusya Türkiye ilişkileri iyileşti. Bu sayede, 2017’den itibaren ihracat ve turizm gelirlerinde artışlar olacak. Ancak, kaybın ne ölçüde telaafi edileceğini şu anda bilemiyoruz.

Türkiye 2016 yılında bir de darbe teşebbüsü yaşadı. Fetö terör örgütünün bu teşebbüsünün ekonomiye maliyeti ağır oldu. Ekonomik ve siyasi güven düştü. Şirketlerin yatırım kararları ertelendi. Özel tüketim düştü. Bunların neticesinde, darbe teşebbüsünün yaşandığı üçüncü çeyrekte Türk ekonomisi yüzde 1,8 oranında daraldı. Dördüncü çeyrekte de yavaşlama devam ediyor. Hükümet tarafından alınan tedbirler teşebbüsün kalıcı etkilerinin ortadan kaldırılmasını hedefliyor.

2016 yılının bir diğer özelliği ise yoğun terör idi. Türkiye, PKK’ya ve DAEŞ’e karşı büyük bir harekat başlattı ve netice aldı. Buna karşılık bu örgütler Türkiye’deki terör eylemlerini artırdılar. Bir taraftan halkı terörize etmeyi, diğer taraftan da ayakta kaldıklarını göstermek amacını güden örgütler az sayıda insanla çok gürültü çıkartacağını umdukları eylemlere giriştiler. Bu eylemlerin de ekonomi üzerindeki etkisi menfi oldu. Ancak hükümet ve güvenlik güçlerinin kararlılığı devam etti. Halkın da terörün bitirilmesine yönelik kararlı tavrı ekonomideki istikrarın bu şartlarda olabileveği kadar güçlü devam etmesine katkıda bulundu.

Avrupa Birliği ile ilişkilerin kötüleşmesi ve Avrupa Parlementosu’nun kararı, Türkiye’nin harici ilişkilerini zorlayan bir başka unsur oldu. Türkiye, Avrupa Birliği’nin teröre karşı tavır almasını istemeye devam ediyor. Ancak Avrupa Birliği’nde bu konuda net bir tavır oluşamıyor. Bu arada, Avrupa Birliği 2016 yılında Brexit oylamasından ve İtalya Başbakanı Renzi’nin istifasından sonra tarihinin en zor dönemlerinden birisini yaşıyor. Avrupa Birliği’nin geleceği hakkında hem Avrupa’da hem de dışarıda kamuoyunda önemli soru işaretleri var. Almanya, Fransa, Hollanda gibi ülkelerde yükselen ırkçılık ve yaklaşan seçimler Avrupa’nın uzun dönemli istikrarı hakkında benzer soru işaretlerin ortaya çıkartıyor. Tüm bunlar, bir Avrupa ülkesi olan ve bunlarla yakın ekonomik ilişkileri olan Türkiye’yi 2016 yılında etkilediği gibi önümüzdeki dönemde de etkilemeye devam edecek.

Amerika’da Donald Trump’ın seçilmesi Kasım ayından itibaren dünya piyasalarıyla birlikte Türkiye’yi de etkiledi. ABD’de kısa dönemde büyümenin artması beklenirken orta uzun dönemde zorluklar artacak. Orta-uzun vadede ABD’nin bir borç sıkıntısı yaşama olasılığı bugün dünküne göre çok daha olası görünüyor.

Yükselen dolar endeksi ve ABD’deki hem piyasa hem Fed faizleri Türkiye’de de borçlanma maliyetlerini artırdı. OPEC kararı sonrası petroldeki artışlar ise Türkiye açısından hem olumsuz hem olumlu etki gösterecek. Petrol zengini Rusya, Azerbaycan ve Ortadoğu ülkelerinin gelirlerinin artması Türkiye’nin ihracatını destekleyecek. Buna karşılık, devam eden enerji bağımlılığı sebebiyle ithalat faturası ve cari açık da yükselecek.

Kısaca; 2016 zor bir yıl oldu. Jeopolitik ve ekonomik riskler yükseldi. Darbe riski de yaşayan Türk ekonomisinin direnci denenmeye devam etti. İyi haber, Türk ekonomisi 2016 yılından da başarıyla çıktı. Kötü haber, 2017 yılı da 2016’dan daha iyi olacak gibi görünmüyor.