Murat Yülek,  Şubat 2017, Derin Ekonomi

Donald Trump Amerika Birleşik Devletleri başkanı oldu. Önümüzdeki 4 yıl dünyayı neler bekliyor? Şu anda görülen, Trump’ın kafasında iki kutuplu bir dünya var. Bir tarafta Anglosaksonlar ve Rusya diğerinde ise Çin. Diğer ülkeler büyük ölçüde önemsiz/‘irrelevant’. Trump’ın dünyasına hoş geldiniz.

Başkan Trump’ın ilk önemli kararı TPP sürecini durdurması oldu. TPP, Obama yönetiminin en önemli politikalarından birisiydi. Avrupa Birliği ile ABD arasında serbest ticaretin  önünü açması ve Atlantik Okyanusu’nun iki tarafı arasında yatırımların da artmasını ön görüyordu. Eşdeğer güç ve gelişmişlik seviyesindeki iki ekonomik alan arasında serbest ticaret ve daha çok yatırım her iki tarafın da işine yarayacaktı açıkçası.

Trump’ın yemin etmesinden önce Brexit’ten sert çıkış yapacağını açıklayan İngiltere’ye, hızlı bir serbest ticaret anlaşması önererek kucak açtı. Avrupa hakkında sert açıklamalara devam ederken bunu yapması Trump’ın kafasında bir Anglo-sakson birliği olduğunu gösteriyor. Bu tercihin sebebi henüz tam olarak belli değil.

Donald Trump tercihleri olan bir lider. İngiltere dışında Trump’ın diğer pozitif tercihleri arasında Rusya da var. En azından siyasi olarak ABD’nin Rusya ile yakınlaşacağı artık kesin gibi. Buna karşılık Meksika ve Çin konusunda Trump çekinmeden negatif tercihler ortaya koydu.

Türkiye konusunda ise Başkan Trump siyasi ve ekonomik tercihini pozitif kullanacak gibi görünüyor. Bu Türkiye açısından ne manaya gelir? Siyasi açıdan Türkiye’nin en önemli beklentisi Fetullah Gülen’in iadesi ve ABD’nin Suriye’de Türkiye’yi yalnız bırakan ve terör gruplarını desteklemesine son verilmesi. Her ikisi açısından da Başkan Trump ve ekibinden olumlu mesajlar alındı şu ana kadar. Bunların ne ölçüde gerçekleşeceğini zaman gösterecek.

Ekonomik açıdan ise Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin Trump döneminde nasıl bir şekil alabileceği henüz belli değil. Türkiye tarafı ABD’ye bir gündem önermedi. Başı oldukça kalabalık olan ABD tarafından da böyle bir gündem gelmedi. Türkiye’nin bu gündemi çalışması ve hazırlıklı olması gerekiyor. Bizce, olası Türk-Amerikan ekonomik gündeminin en önemli maddesi Türkiye ile ABD arasında bir serbest ticaret anlaşmasıdır. Türkiye ile ABD arasındaki ticaret her iki ülke açısından da önemsiz derece düşük. Türkiye-AB dış ticaret hacmi 130 milyar doların üzerindeyken Türkiye-ABD ticaret hacmi18 milyar dolar seviyesinde.

2002 yılından sonra Türkiye’nin ABD’ye olan ihracatı artmadı. ABD’nin Türkiye’ye olan ihracatı ise hemen hemen iki katına çıktı. Amerika Birleşik Devletleri Türkiye’ye uçak, otomobil ve makineler gibi yükte hafif pahada daha ağır ürünler satıyor. Ancak o da ABD’nin toplam ihracatı içinde oldukça küçük bir orana sahip. Dolayısıyla, her iki ülke de birbirleriyle ticaret yapmıyor denebilir. Karşılıklı yatırımlar da potansiyele oranla oldukça düşük seviyelerde.

Bu durum tersinden okunursa, ortada oldukça önemli bir potansiyelin olduğu görülüyor. Siyasi ilişkilerin derinleşmesine ekonomik ilişkiler de eşlik ederse önümüzdeki dönemde iki ülke arasındaki ticaret hızla artabilir. Trump’ın Avrupa ve Çin ile ilgili menfi tercihleri Türkiye ile ABD arasındaki ilişkileri güçlendirici etki yapar. Özellikle tekstil ve hazır giyim alanında. Trump, Meksika’nın aksine, İngiltere’yle olduğu gibi Türkiye ile ticarete olumlu bakacaktır.

Türkiye Trump’ın karşısına ilk baştan itibaren iddialı ve yüklü bir işbirliği gündemiyle çıkmalı. Obama döneminde Amerikan ticaret bakanı Türkiye’nin kamu malları satın alma pazarında ABD’nin oldukça düşük paya sahip olduğunu söylemişti. Aynı şikayet Avrupa Birliği’nden de gelmişti. Oysa Türkiye’nin hem ABD hem de AB kamu satın alma pazarından aldığı pay sıfır. Altını çizelim: sıfır. Dolayısıyla, Türkiye’nin bu konuda da her iki partnerine de söylececeği şey var.