Murat Yülek, 11.06.2018 Dünya Gazetesi

Son dönemde kurlardaki hareketlenme ve derecelendirmelerdeki not kaypıları bir yandan en önemli çıpamız olan kamu maliyesi disiplinini diğer taraftan ise döviz piyasasını etkileyen dış ticaret dengesine bakmayı gerektiriyor. Bunlardan birincisinde önemli bir kötüleşme yokken diğerinde ilginç gelişmeler var.

İlk dört ayda bütçede çok önemli bir menfi bir gelişme olmadı. Merkezi yönetim gelirleri yüzde 17,3 oranında büyürken giderler ise yüzde 18,7 oranında büyüdü. Vergi gelirleri tarafında özellikle gelir ve kurumlar vergilerindeki artış dikkat çekici. Gelir bergisi tahsiları yüzde 26,6 büyürken kurumlar vergisi tahsilatı yüzde 31 oranında artmış. Şirketler kesiminden elde edilen tahsilattaki bu artış KGF kredilerinin ortaya çıkarttığı rahatlamadan kaynaklanıyor olabilir. Öte yandan KDV ve ÖTV tahsilatlarındaki artışlar (sırasıyla yüzde 17,2 ve yüzde 15,1) nisbeten daha düşük. Dış ticaretten alınan vergilerde ise artan ithalat ile birlikte nisbeten yüksek bir artış söz konusu (% 19,4).

Harcamalar tarafında geçen senenin ilk dört ayına göre toplam 39,6 milyar TL’lik bir artış var. Yani harcamalar, gelirlerdeki 34,3 milyar TL’lik artıştan yaklaşık 5 milyar daha yüksek arttı. Bu da bütçe dengesini 5 milyar TL kötüleştirdi. Geçen yıl ilk dört ayda faiz dışı fazla 4,2 milyar TL olmuşken bu yıl 2,2 milyar TL’ye düştü. Bu farkın büyük kısmı yatırım kalemleri tarafından tetiklendi (12 milyar TL). İlk dört ayda cari transferler 8,7 milyar TL artarken mal ve hizmet alımları sadece 2,2 milyar TL arttı. Cari transferler içinde, tarım destekleri 1,6 milyar TL artarken sosyal güvenlik transferleri 8,2 milyar TL azaldı.

Gelir ve harcama gelişmeleri bu senenin ilk dört ayında bütçe tarafında önemli bir sıkıntı olmadığını gösteriyor. Orta vadeli programda 2018 yılı bütçe açığı hedefi olan 65,9 milyar TL özellikle seçimden sonra gelecek bir sıkılaştırmayla yakalanabilir.

 

 

Dış ticaret tarafında, döviz talebini artırıcı menfi gelişmeler göze çarpıyor. Ancak enerji ve altın dışı rakamlar daha pozitif bir resmi de ortaya koyuyor. Manşet rakamlar üzerinden bakıldığında ilk dört ayda ihracat yüzde 8,6 ithalat ise yüzde 20,8 arttı. Toplam ithalat 68,2 milyar dolardan 82,5 milyar dolara arttı. Aradaki fark 14 milyar dolar. Bu artışın 6,2 milyar doları altından kaynaklandı. Yani Türkiye’deki aktörler dövizle altını takas etmiş oldular. Türkiye’nin döviz rezervleri negatif altın rezervleri ise aynı miktarda pozitif etkilendi. 2017 yılında da (aynı dönemde) 3,8 milyar dolarlık altın ithal edilmiş ve 2,6 milyar dolarlıkkısmı ihraç edilmişti. Yani bir önceki sene 1,2 milyar dolarlık net ithalat yapımıştı. Bu sene bunun üzerine 5,5 milyar dolarlık net altın ithalatı daha yapıldı. Öte yandan ekonomik büyüme ve enerji fiyatlarındaki artışla ilk dört ayda enerji ithalatı önceki seneye göre 1,7 milyar dolar arttı.

Kısaca, ilk dört ayda altın ve enerji dışı ihracat 6,8 milyar dolar artarken (yüzde 14,6 artış) altın ve enerji dışı ithalat 10,2 milyar dolar arttı (yüzde 19,4 artış). Bu artış ilk çeyrekteki hızlı büyümeden ve ithalat kompozisyonundaki olası bazı değişikliklerden kaynaklanmış olduğu söylenebilir. Net altın ithalatının Türkiye’nin toplam uluslararası varlıklarında bir değişime sebep olmadığı düşünüldüğünde döviz dengesindeki kötüleşme bir nebze hoş görülebilir. Ancak yılın kalan kısmında ithalattan kaynaklanan döviz kaybının yakından izlenmesi gerekecektir.

 

 

Sonuç, seçimden sonra kamu maliyesinde uygun bir sıkılaşma, dış ticaret dengesinde ise ciddi bir iyileşme gerekli. Kamu maliyesinde Türkiye hala Avrupa’nın en iyileri arasında. Ancak sıkılaşma hem sinyal etkisi hem de  OVP hedeflerinin yakalanması açısından değerli. Dış ticaret tarafında ise altın ithalatı ve enerji fiyatları ilginç gelişmeleri ortaya koyuyor. Her halukarda dış ticaret dengesinin kurlardaki dalgalanmaların kontrol altına alınması açısından yakından izlenmesi ve modere edilmesi gerekiyor.