DÜnya Gazetesi, Küresel Bakış, 13 Haziran 2011

Avrupa`da Yunanistan kavgası devam ediyor. Alman hükümeti Yunan bonolarına sahip yatırımcıların yeniden yapılandırma maliyetine katlamasını istiyor. Avrupa Merkez Bankası buna karşı çıkıyor.

Yunanistan fiilen iflas durumunda. Ancak duruma “iflas” adının resmi olarak konulması Yunan hükümeti kadar Yunan bankalarını da ilgilendiriyor. Yunan bankaları Avrupa Merkez Bankası tarafından sağlanan likiditeye muhtaç. Bu likiditeyi Yunan devleti bonolarını teminat göstererek elde ediyor. İflas durumundaki bir ülkenin bonoları Avrupa Merkez Bankası tarafından teminat olarak  kabul edilmediği için Yunan bankalarının ilave teminat sağlaması gerekecek. Bu mümkün olmadığı için Yunan devletinşn resmen iflası Yunan bankacılık sektörünün de çökmesi manasına geliyor. Yunanistan’ın 30 yıllık AB üyeliğinde geldiği nokta bu.

Çözüm iflas alternatifinin ortadan kaldırılmasında. Bu da Yunan kamu borçlarının yeniden yapılandırılmasını gerektiriyor. Geçen sene AB-IMF tarafından taahhüt edilen 110 milyar euroluk paketin üzerinden daha bir yıl geçmişken şimdi hesap 180 milyar dolara çıkmış durumda. Yani rakam büyük.

Almanya’nın pozisyonu, portföylerinde Yunan bonolarıyla yakalanan özel sektör yatırımcılarının bu yapılandırmada diğer ülkelerin kamu kesimi (IMF ve AB dahil) gibi maliyete katlanmaları gerektiği şeklinde. Dahası, Almanlar Yunanistan’ın da özelleştirme ve kemer sıkma yoluyla maliyete katlanmasını istiyor. Bu konuda Avrupa Merkez Bankası’nın itirazı yok. Ancak Yunanistan’a güven duyulmuyor. O yüzden Yunanistan’ın katkısının “ön yüklemeli” olması şart konacak gibi görünüyor. Yani, Yunanistan’ın alacağı tedbirlerin büyük kısmının bir sene içinde toparlanması istenecek.

Durum Alman ve Fransız bankalarını da ilgilendiriyor. En son yayınlanan rakamlar Alman bankalarının bilançolarındaki Yunanistan olan riskinin Fransız bankalarına göre çok daha düşük olduğunu gösteriyor. Bu da Almanların bono sahiplerinin maliyete katlanmaları ısrarının (ve Fransa’nın buna karşı çıkmasının) önemli sebeplerinden birisi.

Tartışmaları daha da karmaşık hale getiren konulardan bir tanesi de diğer riskli ülkeler. Özellikle İspanya gibi ağır siklet bir ekonomide devam eden risk, konunun Yunanistan’ın boyutunu aşmasına sebep oluyor. Yunanistan’da uygulanan çözüm diğer ülkelere de “emsal” olacak.

Eğer Yunanistan euro’yu terk ederek/ettirilerek “karantinaya alınırsa” sorun hal olmuyor. Bu durumda Yunanistan’ın parası hızla değer kaybedecek ve Yunan bankacılık sistemi ortadan kalkacak. Yunan bonolarını ellerinde tutan Avrupa bankaları ve Avrupa Merkez Bankası fiilen büyük bir zarar yazmış olacak. Ancak sorun bununla sınırlı kalmayacak. Euro’ya olan güvenin sarsılması AB’ye ve kurumlarına olan güveni sarsacak.  AB’nin temel aktörü olan Almanya’nın böyle bir riski alması olası değil.

AB’de bunlar tartışılırken Türkiye’de hızlanan ekonomiyi nasıl yavaşlatacağımızı konuşmak tarihin bir cilvesi olsa gerek.