DÜnya Gazetesi, Küresel Bakış, 20 Haziran 2011

Seçim sonrasında, dikkatler tekrar kredi büyümesine çevrildi. Basına yansıyan haberlere göre  hükümetin, yalnız kalan Merkez Bankası’nı Maliye Bakanlığı ve BDDK gibi kurumların alacağı tedbirlerle destekleyecek. Doğrusu da bu.

Hatırlayalım, geçen senenin sonlarında Merkez Bankası’nın tasarladığı bir dizi önlem uygulamaya konuldu. Munzam karşılıkların artırılmasına dayalı bu önlemler kredi artışını yavaşlatmaya yetmedi. Fiilen bankalar gerekli finansmanı repo piyasasından sağladılar. Sonuçta, para tabanı oldukça yükseldi; son bir yılda yüzde 100, sene başından itibaren ise yüzde 50 civarında.

Bu köşede bir süredir ek önlemler savunuluyordu. Kredi hacmi büyümesi ise yavaşlamadı. TCMB rakamlarına göre haziran sonu itibariyle bankaların toplam yurtiçi kredi hacmi son bir yılda yüzde 37 yükseldi. Yabancı para (endeksli) krediler eklendiğinde yurt içi kredi hacmi büyümesi yüzde 44’lere çıkıyor. Dolayısıyla ek önlemler gerekli.

Basına yansıyanlara bakılırsa üzerinde en önemli araç krediler üzerindeki vergi ve fon maliyetlerinin artırılması. Bu köşede bunu uzun süredir savunuyoruz. Şimdi duruma bakalım. Fiilen tüketici kredileri üzerinde faizlerin yüzde 20’si kadar ek BSMV ve KKDF yükü var. KKDF geçen sene 10 puandan 15 puana çıkmıştı. Bu artış aylık taksit ödemelerini kabaca yüzde bir artırdı. Ticari kredilerde KKDF, konut kredilerinde ise hem KKDF hem de BSMV muafiyeti var.

Ne yapılmalı? Birincisi tüketici kredilerinde toplam yük (ileri dönük olarak) şu andaki yüzde 20den en az yüzde 40 civarına çıkartılmalı. Bu değişiklik ileri dönük olmalı (geçen sene yağılan geriye dönük uygulama Danıştay tarafından haklı olarak reddedilmişti). Bu oranda bir maliyet artışı son bir yılda 50 milyar TL büyüyen tüketici kredilerinin hızını azaltabilir. Eğer azaltmazsa tekrar değerlendirilir.

İkincisi konut kredilerindeki muafiyetler (BSMV ve KKDF) kaldırılır. Toplam da yüzde 20’ye, yani tüketici kredilerinin bugünkü seviyesine getirilir. Üçüncüsü ticari kredilerdeki KKDF muafiyeti devam eder. Şirketlere talep tarafında görecekleri faturaya ilave bir fatura kesilmemiş olur. Dördüncüsü, basına yansıyan önlemler arasında sayılan konutta peşinat oranının yüzde 40’a yükseltilmesi gerçekleştirilir. Beşincisi, yine basına yansıyan önlemler arasında sayılan kredi kartı taksit sayılarının azatılması gerçekleştirilir. Ancak  perakende sektöründe şok bir daralmam olmaması için çok yüksek düşürmeler yapılmaz. Zira taksit sayılarının azatılması faiz maliyetinden daha etkilidir. Örneğin taksit onikiden altıya indiğinde aylık ödemeler iki katına çıkar.

Bunlar kredi hacmini yavaşlatır mı? Muhtemelen evet. Cari açığı yeterince daraltır mı? Muhtemelen hayır.

Cari açık için önlemlerin sektörel sektörel seviyeye inmesi gerekecek gibi gözüküyor. Ödemeler dengesi rakamları sektörel bazda teker teker ele alınıp incelenmeli ve sektörel önlemler alınmalı. Biz şimdiden söyleyelim ve geç de olsa uygulanır diye umud edelim.