DÜnya Gazetesi, Küresel Bakış, 18 Temmuz 2011

Türkiye ile Brezilya 2000′li yılların  başlarından itibaren makroekonomik dengelerini başarılı yöneten ve IMF programlarını rafa  kaldıran ekonomiler olarak öne çıkmıştı. Bu köşede iki ekonomiyi karşılaştırmalı olarak ele alan yazıları hatırlayacaksınız. Küresel kriz sırasında her iki ülke de gelişmiş ekonomilerin aksine yine başarılı bir performans gösterdi.

Yunanistan’ı bırakın İtalya ve İspanya’nın borç ödeme sıkıntıları tartışılırken Brezilya ve Türkiye’de derecelendirme başarıları yaşandı. Aralıklı olarak Brezilya’dan arayıp Türk ekonomisiyle ilgili bilgi alan gazetecilerden Bu paralelliklerin Brezilya’da da dikkat çektiğini anlıyorum.

Tabi her iki ülke arasında benzerlikler makroekonomik alanın dışına çıkıldığında, özellikle “başlangıç şartlarında” önemli farklılıklara dönüşüyor. Bu farkların en önemlisi Brezilya’nın sahip olduğu tabii zenginlikleri. Bu zenginlikler ülkeye güçlü bir ihracat kaynağı sağlıyor. Özellikle son dönemde krize rağmen (bu köşede öngörüldüğü gibi) meta fiyatlarının yükselmesi Brezilya’nın krizi daha kolay ve hızlı atlatmasına yardımcı oldu; ülkenin cari fazla vermesini sağlayarak olası bir kur riskini ortadan kaldırdı.

Artan sermaye girişlerinin de etkisiyle yerel para birimi real’in rekor değer kazanmasından sonra 2009 sonlarında Maliye Bakanı’nın “kur savaşlarına” atıf yapan öfkeli beyanatının g4risinde esasında tabii kaynak ihracatının etkisi vardı. Avustralya, Moğolistan gibi tedarikçilerini çeşitlendirmeye önem veren Çin son dönemde Afrika ülkelerinin ardından Brezilya’ya da açılmıştı. Bir başka deyişle, Çin Avrupa’nın “arka bahçesi” olan Afrika’dan şimdi Amerika’nın arka bahçesi olan Latin Amerika’ya yayılıyor. Dolayısıyla, son dönemde Brezilya Çin’in ana hammadde tedarikçilerinin arasında girdi. Bu da, ülkenin ihracatının güçlü devam etmesini sağlıyor.

Bunlara paralel olarak büyüme, yüzde 3-5  bandında nispeten güçlü devam ediyor. Resmi istatistikler, fakirliğin düştüğünü ve “orta direğin” oluşmaya başladığını gösteriyor. Bunda, petrol gelirlerinin de desteğiyle geliştirilen sosyal hibe programlarının büyük etkisi oldu.

Ancak, Brezilya’da riskler oluşuyor. Geçen hafta Financial Times’ta çıkan dengeli bir değerlendirmede bu risklere dikkat çekiliyor. Değerlendirmede hızlı büyümede banka kredilerindeki hızlı artışın tetiklediği iç tüketimin önemli rol oynadığı hatırlatılıyor. Brezilya’da kredi artış hızları Türkiye’ye göre çok daha düşük (yüzde 15 civarında) ancak  yine de tüketicinin borç ödeme kapasitesinin dolması (ve bunun ortaya çıkartacağı bilanço problemleri) bir risk olarak ortaya çıkıyor.

Öte yandan hızlı tüketim artışı ve kur değerlenmesi cari dengeyi de bozuyor.2000′li yılların ortalarına kadar artıda olan cari denge 2010 yılında 50 milyar dolara yakın açık verdi. Maliye Bakanı’na kur savaşları çıkışını yaptıran da bu trenddi. Brezilya’nın cari dengesinin Türkiye’de hesabının yapısı Türkiye’den önemli bir fark taşıyor. Ticaret dengesi pozitifken hizmet ve gelir hesapları büyük negatifler göstererek cari dengeyi de negatife itiyor. Gelir hesabındaki açığın sebebi ülkeye giren yatırım ve borçların nemalarının çıkışı.Yani yatırım alma ve borçlanmanın zararları da var.