DÜnya Gazetesi, Küresel Bakış, 1 Ağustos 2011

Sanayi üretim endeksi verilerinden hareketle, sanayi üretiminin artışının hız kesmeye başlaması ithalat ile ihracat arasındaki makasın rekor seviyelere çıktığı bir döneme rastlıyor. Buradan hangi sonuçları çıkartabiliriz?

İlk planda, yerli üreticilerin zaten zayıf olan dış talepten faydalanmadığı; tersine dış üreticilerin kahraman Türk iç talebi tarafından desteklendiği söylenebilir.  Ayrıca, sanayi üretiminin önceki aylara göre artı hızındaki azalmanın ekonominin “soğumaya” başladığının emareleri olarak görebiliriz. Ancak Merkez Bankasın ve hükümetin ulaşmak istediği nokta iç talebin daralması üretimin değil. İç talep daralırken üretimin artmasının tek yolu ise dış pazarlardan yararlanılması, yani ihracat.

TL’nin dolara karşı değer kaybederek 1,60-1,70 bandında seyretmesi ve doların ABD’nin sorunlarından dolayı euro dahil olmak üzere tüm önemli kurlara karşı değer kaybetmesi TL’yi ve ihracatçıları çok avantajlı duruma getiriyor. Bunun etkileri önümüzdeki dönemde görülecek.

Öte yandan, hem üketici hem şirket yöneticiler güveni üst seviyelerde seyrediyor. Tüketici güven endeksi ve reel kesim güven endeksi 2007 başları seviyelerinde. Dahası, yatırım eğilimi de çok yüksek seyrediyor. Şirketler kesiminin yüzde kırkı önümüzdeki dönemde yatırımlarının artmasını, bir diğer yüzde ellisi de azalmamasını bekliyor.

Tüm bunlar önümüzdeki dönemde iç talepte yavaşlamayı beklemenin hata olabileceğini gösteriyor. Dolayısıyla, kurlara ve merkez bankası politikalarına rağmen dış ticaret açığının mevcut politikalara daraltılabileceği konusunda kuşkum var.