Türk ekonomisi gerekli bir “normalizasyon” sürecinin içinde. 2009 sonrası iç talep bazlı büyüme ve bunun beraberinde getirdiği cari denge ve aşırı hızlı finansal genişleme riskinden, ıç talep ile dış talebin daha dengeli seyrettiği bir büyüme modeline geçiyor. Bu geçişin yurt dışında -özellikle Avrupa’da- büyük bir krizle eş zamanlı olması durumu karmaşık ve zor hale getiriyor. Ancak, bu geçişin daha fazla gecikmeden gerçekleşmesi gerekiyordu. Dolayısıyla zor olsa da sağlıklı bir durum ile karşı karşıyayız.

Ana parametrelere bakalım. Büyüme hızı önceki yıllara göre düşüyor. Eğer son eğilimler devam ederse, bu sene için bizim beklentimiz olan yüzde 4 civarındaki seviyenin altında kalacağız. Kredi genişlemesi devam ediyor ancak yavaşlayarak. Toplam bankacılık sektörü kredilerinin büyüme hızı yüzde 20’nin altına indi. Yani reel olarak yüzde 10 civarında. Kredi daralmasının talep bazlı olduğu belli. Zira bankaların kredi pazarlama faaliyeti agresif boyutlarda devam ediyor.
Aktivite yavaşlasa da işsizlik oranı düşüyor. Bunda, reel kesim güven endekslerindeki yatay da olsa negatif olmayan eğilimin etkisi olduğu düşünülebilir.

Enflasyon olumlu bir eğilime sahip. ÜFE muhtemelen yavaşlamanın da etkisiyle çok hızlı düşüyor. TÜFE ise çekirdek enflasyonla birlikte daha yavaş da olsa olumlu bir eğilim sergiliyor.
Dış denge düzeliyor. İthalat senelik bazda reel olarak daralıyor. Hatta haziran ayında, önceki seneye göre, nominal olarak dahi yüzde beş civarında düştü. Bunda enerji dışı ithalattaki hızlı gerileme ana rolü oynuyor. Bu eğilim, ekonomideki yavaşlamayla birlikte gerileyen ithalat talebinden kaynaklanıyor. Ancak bununla birlikte bir en azından bazı sektörlerde yerli-yabancı ürün “ikamesi” de söz konusu. İhracat da fena sayılamayacak hızlarda gelişiyor.
Ekonomik faaliyetteki yavaşlama son aylarda maliye dengelerine zarar verdi. Maliye dengeleri haziran ayında kötü seyretti. Temmuz rakamları ise hala açıklanmadı. Temmuz için pek iyi rakamlar beklemiyoruz.

Tüm bunlar birleştiğinde olumlu ve olumsuz gelişmeler olduğu belli. Olumlu gelişmeler dış denge, enflasyon ve işsizlikte. Olumsuz gelişme ise hızlı yavaşlama. Derecelendirme kuruluşlarından Fitch’in geçen haftaki duyurusu bu kuruluşun olumlu gelişmeleri öne çıkardığını gösteriyor.
Yapılması gereken iç talepteki yavaşlamaya paralel olarak Türk şirketlerinin yurt dışında Pazar payı kazanmasına yardımcı olmak. Bu başarılırsa bu zor dönemden “dengelenmiş” olarak çıkacağız. Bunun anahtarı, TL’nin reel olarak değerlenmesine mani olmak.