Dünya Gazetesi
28 Eylül 2009, Küresel Bakış

Geçen haftaki G20 toplantısı, güzel kaleme alınmış ve bir çoğumuzun altına imza atabileceği bir bildirgeyle sona erdi. Sorun, bildirgenin daha çok bir “wish-list” görünümünde olması, çok çeşitli konulara el atması, içinde önemli tutarsızlıkların olması ve en önemlisi imzalanan kararların başarıyla uygulanıp uygulanamayacağında. Bir başka deyişle niyet iyi ama sonuç belirsiz.
Dikkati çeken magazinsel bir nokta; anlaşıldığı kadarıyla yaklaşan seçimlerde işlerine yarasın diye Gordon Brown ve Angela Merkel’in önerileri bildirgeye isimleriyle verilmiş. Mr. Sarkozy’nin performansı Pittsburgh’da nedense düşmüş; metinde ismi geçmemiş! Neyse ki sonuç duyurulurken Mr. Obama’nın yanında Gordon Brown ile birlikte yer almayı başarmış.
Ucuz krediye son mu? Devam mı?
Önce tutarsızlıklardan başlayalım. G20 liderleri yayınladıkları bildirgede en kısa anlatımıyla dünya ekonomisinin ucuz/kolay kredi genişlemesiyle desteklenen “boom-bust” /“şiş balon-patla balon” tipi büyüme paterninden sürdürülebilir bir büyüme paternine geçmesi gerektiğini söylüyorlar. Peki şu anda hem ABD, hem Japonya hem de Avrupa’da krizden çıkışın ana politika aracı ucuz para yani ucuz kredi değil mi?
Politika Koordinasyonu
Gelelim sonuçlara. Liderlerin anlaştıkları en önemli nokta, politika koordinasyonu. Kasım 2009’a kadar Maliye Bakanlıkları ve Merkez Bankaları bir “Çerçeve Politika” oluşturmaları öngörülüyor. Böylece G20 ülkelerinin krizden çıkış süreci ve sonrasında politika koordinasyonunu güçlendirmeleri kararlaştırılıyor.
Bu konu şansa bırakılmamış. Alınan kararlara göre IMF hem ülkelere ekonomi politkaları danışmanlığı fonksiyonunu güçlendirecek (muhtemelen güçlendirilmiş Article IV süreciyle) hem de ülkelerin politikalarının birbirleriyle tutarlı ve uyumlu hale getirilmesini sağlayacak. Bu da, ikinci önemli sonuç. Pittsburgh Zirvesi IMF’yi müthiş bir şekilde öne çıkartıyor. Hatırlayın daha iki sene öncesine kadar IMF’nin artık bir fonksiyonu kalıp kalmadığı konuşuluyor ve kuruluş eleman çıkartıyordu. Dünyada şu anda ulusal politikaların birbirleriyle tutarlı hale getirilmesini sağlayabilecek tek uluslararası kurum var – IMF. Sonuç bildirgesinde IMF’ye çok önemli görevler veriliyor: G20 ülkeleri için ileri dönük makroekonomik değerlendirmeler çerçevesinde bu ülkelerin milli maliye ve para politikalarının birbirleriyle tutarlılıklarının incelenmesi ve bunun G20 ve IMFC’ye rapor edilmesi.
Politika koordinasyonu çok önemli bir konu. Liderlerin yayınladığı sonuç bildirgesine göre “G20’ler güncelleştirilmiş politika hedefleri konusunda anlaşacaklar; orta vadeli politika çerçevelerini ve sonuçlarını bütüncül olası sonuçlarıyla değerlendirecekler; ortaya çıkabilecek finansal riskleri göz önünde tutacaklar ve bunlara göre milli politikalarını gözden geçirecekler.” Bunların altına bir çoğumuz imza atarız. Soru: bu göz yaşartıcı seviyede politika koordinasyonu realist bir bakışla ne ölçüde gerçekleştirilebilir? Kısa cevap: tatmin edici seviyede değil. AB’nin kendi içindeki çok daha basit seviyedeki politika koordinasyonunda yaşanan komedileri hatırlayın.
Finans Sektörü Düzenlemeleri
Sonuç bildirgesindeki, bir başka önemli konu finans sektörünün düzenlenmesiyle alakalı. Önceden başlayan çalışmalardan henüz fazla bir sonuç alınamadı. Bu bildirgeden sonra sermaye yeterlilik oranlarının yükselmesi gerçekleşecek gibi. Bankaların kolay borçlanmaları ve dolayısıyla kolay borç vermeleri engellenecek. Kullanılan dil mutedil. Ancak baştada değindiğim gibi şu dünya ekonomisinin üçte ikisini oluşturan ana ekonomilerde krizden çıkış için bunun tam tersi politikalar uygulanıyor.
Banka yöneticilerine verilen primlerin uzun vadeli başarıya endekslenmesi ve sıkı denetlenmesi kararı olumlu. OTC ürünleri borsa kapsamına alınması, yakından izlenmesi, şeffaflığının artırılması da öyle. Batışı dünya üzerinde etki yapabilecek büyük uluslararası finansal kuruluşların uluslararası faaliyetleri daha sıkı denetlenmesi öngörülüyor. Zor ama doğru bir karar. Uluslararası muhasebe stadartlarının güçlendirilmesi, uluslararası muhasebe standartlarını geliştiren IASB’nin güçlendirilmesi, vergi cennetlerinin sistem içine alınmasına devam edilmesi de doğru kararlar. Mesele uygulanmalarında.
Para-Maliye Politikaları
Tutarsızlıkların olduğu başlıklardan birisi. Bildirgede, uzun süredir büyük cari açık veren ülkelerin “özel tasarrufları yükseltmesi” ve “maliye politikasını daraltması” kararlaştırılıyor. Bu en başta ABD’yi, yani son 5 senedir konuştuğumuz “ dengesizliklerin” epi-center’ını ilgilendiriyor. Peki tekrar büyüyebilmek için özel tüketim ve kamu harcamalarına bağımlı olan ABD altına imza attığı bu politikayı uygulayabilir mi?
ABD’nin durumunu bir tarafa bırakırsak. Bildirgenin başka kısımlarında krizin ortaya çıkardığı yavaşlamanın aşılmasında “şu ana kadar uygulanan para ve maliye politikalarının başarılı olduğu” ve bu sürecin sonuna kadar götürülmesi için şu ana kadar kısaca “ne gerekiyorsa yapılacağı” söyleniyor.
Dolayısıyla, kolay para ve maliye politikalarına devam.
Diğer konular
Bildirgede, enerji güvenliği ve çevre, fakir kesimlerin desteklenmesi, yüksek becerili iş sahalarının açılması, korumacılığın sona erdirilmesi, G-20 Framework for Strong, Sustainable, and Balanced Growth, IMF ve Dğnya Bankası yönetişim kalitesinin yükseltilmesi gibi çok çeşitli konulara girilmiş.
Keşke iki günlük toplantı bu kadar iddialı bir gündeme sahip olmasaydı. Bu başlıklardan bazılarının altına, prensip olarak alkışlanacak hedefler konulmuş. Ana sorular: acaba bu kadar önemli başlıkların iki günde yeterince tartışıldığını düşünebilirmiyiz ve bu kadar iddialı bir gündemi G20 nasıl takip edecek?
IMF – Dünya Bankası Yönetişim kalitesi başlığı yeterli ipucunu veriyor: zengin ülkelerden fakir ülkelere yüzde 3-5 arasında kota kaydırılması!
Gelecek hafta IMF toplantılarında olacağım. Konu tartışılır mı dersiniz?