Bütçe dengelerinin kötüleşmesi yavaşlayan bir ekonomide beklenen bir gelişmeydi. Ancak bütçe hazırlanırken yavaşlamanın gelirler üzerindeki etkisi öngörülemedi. Bu sene açığın bütçede beklenen 21 milyar TL’den 40 milyar TL civarına çıkabilmesi mümkün. Bu durumda sapma eğer 2012 GSYİH’nın (bütçede öngörüldüğü gibi 1,4 trilyon TL olacak) yüzde 1.4’ü civarına denk gelecek.

Eğer hiç ek önlem alınmayacak olsaydı bu seneki bütçe açığı GSYİH’nın yüzde 2.8’ine denk gelecekti. Bu rakam bu yılın başında hedeflenenin iki katı olsa da Avrupa standartlarında çok da yüksek bir açık olmayacaktı. Bu yıl Euro Bölgesi’nin bütçe açığı, GSYİH’nın yüzde 3.3 civarında olacak.  Alınan önlemlerle ve son çeyrekte ekonomik faaliyetteki ve dolayısıyla vergi gelirlerindeki hızlanma veya vergi dışı gelirlerde bir artış olması durumunda 40 milyar TL’nin altına inecek. Türk ekonomisinin yüzde 2’nin altında bir açıkla bu yılı kapatması muhtemel.

Soru açık azaltıcı önlemlerin dağılımında. En iyi durum son çeyrekteki hızlanmayla vergi gelirlerindeki otomatik artıştan sağlanacak kaynak. Önlemler açısından ise bundan sonra ek vergilerden çok harcama kalemlerinin mercek altına alınması gerekiyor.

İç talep nasıl ilerleyecek sorusuna bakarsak karşımıza çıkan resim çok iç açıcı değil. Tüketici güveni yatay seyre devam etse de şirketler kesimi güven yitirmeye devam ediyor. Reel kesim güven endeksi Eylül ayında da düştü. Düşüş şu anda alarm zilleri çaldıracak seviyede değil ancak trendin bir an önce geriye çevrilmesi gerekiyor. Benim önem verdiği yatırım meylini göstergesi 2011 sonlarından itibaren düşüş seyrini devam ettiriyor.

m_grafik.jpg

Dolayısıyla, iç piyasada vergi önlemleri ancak çok selektif olursa ekonomik faaliyete zarar vermez. Bu da, bundan sonrasında zor. Önlemlerin harcama tarafında olması gerekliliği işte bunun için önemli. Orada da selektif olmak gerektiği açık. Kamu alımlarından çok belli transfer kalemleri (örneğin sağlık) tarafına bakmak gerekiyor.
İç talep her halükarda sorunlu olacağına göre ekonomik faaliyetin hareketliliğinde önümüzdeki dönemde dış piyasalar yani ihracat önemli olmaya devam edecek. Aşağıdaki grafikte göreceğiniz gibi, ihracatın sanayi üretimine etkisi giderek artıyor.  2010 yılında ithalattaki büyüme ve açılan makas 2011 sonundan itibaren kapanarak tersine döndü.  Önümüzdeki dönemde zorlaşan dış piyasa şartlarında ihracatçı ve ithal ikameci şirketlerin kösteklenmemesi vergi gelirlerini doğrudan olumlu etkileyecek.

m_grafik1.jpg

8 Ekim 2012, Pazartesi