Keşke başlıktaki soruyu tramvay yerine “Uzay Aracı” şeklinde sorabilseydik. Artık teknolojisi eskise de otomobil için yerli “üretebiliriz” diyen babayiğit çıkmıyor. Bazı babayiğit adayları bunu işin ekonomisine bağlıyor; otomobil üretiminde ölçek ekonomilerinin önemli rol oynadığı bir gerçek. Dolayısıyla biraz(cık) haklılık payları var. Ancak, “öğrenme” ekonomilerini hikayenin içine soktuğunuzda mantık değişiyor.
Gelelim raylı sistemlere. Bu köşede daha evvel yazıldı. Şehir içi ve şehirler  arası raylı sistemler Türkiye’nin önümüzdeki dönemde çok kamu parası harcayacağı kalemlerden. Şehirlerimizde metrodan tutun hafif raylı sistemlere, raylı sistem altyapısı hemen hemen yok seviyelerde. Dolayısıyla bir “bekletilmiş” / “dondurulmuş” talep var. Şehirlerimizin kent içi ulaşım sorununu otobüslerle ya da kendi icadımız olan minibüslerle çözemeyeceğimiz belli.
Örneğin Ankara metrosu çalışmalarında Ulaştırma Bakanlığı yüzde 51 yerel muhteva kuralını getirdi. Bu durumda Ankara metrosu hem daha ucuza gelecek, hem de yerel şirketlerimize iş ve istihdam sağlanmış olacak. Kalite yabancı tedarikçilere göre düşmeyecek zira bu tür altyapı hizmetlerin de sertifikasyon ve güçlü bir kontrol zaten yapılıyor.
Otomobil üretmeden önce uçak üretmiş bir ülkenin 21. yüzyılın başında yurtdışından uzay aracı satın almasını anlarım. Ancak tramvayı yurtdışından almayı anlamam güç. Bu küresel kriz anında yabancı ülkelere mali destek vermemize karşı değilim. Ancak, yurt içinde üretilebilen ürünlerin kamu tarafından yurt içinden satın alınarak kendi ekonomimize destek verilmesi daha uygun bir politika olmaz mı?

Eğer önümüzdeki on yıllarda bol bol raylı sistem yatırımı yapacaksak bu sistemleri, yerli üretmenin yolunu da bulmalıyız. Bu, özel sektörün özendirilmesi ve desteklenmesinden geçiyor. Bunu her ülke yapıyor. Prag’a gittiğiniz zaman neredeyse tüm tramvayların Skoda, Alman kentlerinde Siemens, Seul’de Rotem tarafından üretilmiş olması bir tesadüf müdür?

Bize gelince durum farklı, her kentimiz, kendi kendine ülkenin genel stratejisi ve menfaatinden bağımsız satın alma yapıyor. Yanlış anlaşılmasın yerel yönetimlere inisiyatif verilmesine karşı değilim. Tam da tersi yönde, yerel yönetimlerin inisiyatif almaları taraftarıyım. Ancak, ülkenin genel menfaatini ilgilendiren konularda yerel stratejilerin ülkenin stratejisine paralel olması gerektiğini düşünüyorum.

Bursa ve Kayseri Belediyesi’nde de benzer inisiyatifler alınıyor. Yakın zamanda Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından gerçekleştirilecek olan “60 adet tramvay aracı, 58 kalem yedek parçası ve 1 adet deray ekipmanı alımı” ihalesinde de benzer bir hassasiyet gösterileceğine eminim.
Nitekim, Bursa’da yazılımından malzemesine kendileri tarafından alınan patentli parçaları da dahil yüzde yüz yerli tramvay (İpekböceği) üretildi yakın zamanda. Yabancı benzerlerinden özellik olarak fazlası var eksiği yok.

Not: İstanbul Ticaret Odası (İTO) ve THY Teknik’in bu yıl üçüncüsünü düzenleyeceği Türk Havacılık Endüstrisi Sergisi & Forumu (TÜHEFO 2012) 18-20 Ekim 2012 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleşecek. Türk uçak sanayisinin gelişmesini, yerli endüstrinin, havacılıkta parça imalatının standartları, prosedürleri hakkında bilgi edinmesini ve bu alanda dünyada önde gelen uçak-parça imalatçıları ile bir araya gelerek ortak iş yapmaya yönelik bilgi, tecrübe paylaşımında bulunulmasını amaçlayan fuara bu yıl ilgi çok daha yoğun olması bekleniyor. TÜHESFO 2012, Türk firmalara, dünyanın en büyük uçak üreticileri Airbus ve Boeing’in yanı sıra çok sayıda uluslararası firmanın parçalarının üretimi ve ortak iş birliği için eşsiz bir fırsat sunuyor.

15 Ekim 2o12, Pazartesi