Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ve TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi tarafından açıklanan yıl sonu rakamlarına göre ihracat 2012 yılında geçen seneye göre yüzde 12.6 oranın aratarak 151.7 milyar dolara ulaştı. Bavul ticareti gibi kalemler eklendiğinde geçen yılki ihracat 160 milyar dolara yaklaşacak. Çağlayan’ın söylediği gibi bu Cumhuriyet tarihi rekoruna tekabül ediyor.

İhracat hacmindeki artış, yani ihracat fiyatlarındaki değişimin etkisi ortadan kalktıktan sonraki artış daha da yüksek. Bizim hesaplarımıza göre ilk 10 ayda ihracatın reel artışı yüzde 19 civarında. Sanayi üretiminin aynı dönemdeki artışı yüzde 2′lerde olduğuna göre ihracatın sanayi üretimini sürüklediği söylenebilir.

Öte yandan,  ilk 11 ay boyunca ithalat yüzde 1.4 oranında geriledi. Ekonominin yüzde 3, ihracatın da yüzde 13 civarında büyüdüğü bir yılda ithalat az da olsa düşüyorsa, geçen sene (ve önceki yıllardaki) ithalat artışının ciddi bir kısmının “balon” olduğu ortaya çıkar. İhracat arttıkça ithalatın da bire bir artmak zorunda olmadığı da bu rakamlardan görülür.

Ancak, hala ithalatın büyük bir kısmı Türkiye’nin düzeltemediği üretim yapısıyla ilgili sorunlarından ve iç talebin her şeye rağmen canlılığından kaynaklandığını söyleyelim. Bunların başında enerji ithalatı geliyor. 2012 yılında önceki yıla göre beş milyar dolar daha fazla enerji ithalatı gerçekleştirmiş Türkiye (Kasım ayı itibariyle). Enerji dışı ithalat 2012 yılında önceki yıla göre Kasım ayı itibariyle 10 milyar dolar yani yüzde 5.5 düşmüş.

Altın ihracatı düşüldüğü zaman resmi rakamlara göre ihracat artışı yüzde 5′e iniyor. Bu rakam da dünya ekonomisindeki, dolayısıyla ihraç pazarlarındaki yavaşlama göz önüne alındığında pek yabana atılır bir büyüme değil. Dahası, resmi rakamlara göre geçen sene yapılan beş milyar dolara yakın net altın ithalatı (ihracat eksi ithalat) bu sene yurt dışına gönderilmiş. İki senede yapılan toplam altın ihracatı kasım ayı itibariyle 14 milyar dolarken ithalat da 13.3 milyar dolar olmuş.

Aralık ayı itibariyle reel kur geçen sene sonuna göre yüzde 8 oranında değerli kaldı. Reel kurun en düşük olduğu 2011 Ağustos ayından itibaren alınırsa değer kazancı yüzde 15′e yaklaşıyor. Eğer kur 2012 boyunca reel değer kazanmasaydı ihracat daha yüksek olacaktı.

Bunlar birleştirildiği zaman ortaya şunlar çıkıyor. Dünyadaki ekonomik yavaşlamaya rağmen Türkiye’nin ihracatı yükselme trendine devam ediyor. Ekonomiyi sırtlama kapasitesi iç talepten daha yüksek ve sağlıklı. Eğer üretimiyle ilgili yapısal sorunları halledilirse (ara mal ithalatının yerli üretimle ikamesi, enerji verimliliği, marka değerine dayalı ihracat) ve kur da destek olursa iç talebe dayalı dengesiz büyümenin ilacı ihracat olacak.

07 Ocak 2013, Pazartesi