16.09.2013, Murat Yülek, Dünya
Temmuz ayı cari açık rakamı geçen hafta 5.8 milyar dolar olarak açıklandı. Önemli olan temel eğilimlerin (özellikle dış ticaret rakamları) tartışılması iken, beklenenin biraz üzerinde gelen rakamlar, “net hata ve noksan,” yani istatistiki hata üzerinden tartışıldı. Bu “net hata noksan” tartışmaları, genellikle siyasi amaçla yapılmaları ve tartışanların dış denge istatistiklerinin nasıl hazırlandığı konusunda fikri olmaması sebebiyle doğru mecraından kayıyor. Read More
Gelişmekte olan ülkelerin negative ayrışması ne kadar sürecek?
02.09.2013, Murat Yülek, Dünya
Piyasalar Fed çıkış kararlarına aşırı tepki veriyor. Bunun en önemli etkisi gelişmekte olan ülkeler ve bu arada Türkiye üzerinde görülüyor; gelişme olan ülkeler finansal göstergeler açısından gelişmekte olanlara göre negative ayrışıyor. Yıllardır süregelen pozitif ayrışmadan sonra negative ayrışmadan kaynaklanan “düzeltme” normal sayılabilir. Ancak şu ana kadar Fed’den pek de etklenmeyen gelişmiş ekonomiler de bazı etkiler görecekler. Sonra yeni bir dengeye doğru gidilecek; önemli olan bu yeni dengenin sürdürülebilir olması.
Önce gelişmiş ekonomilere bakalım. Avrupa’da reel ekonomi son gelen nisbeten iyi haberlere rağmen sıkıntılı. Buna karşılık, Avrupa’nın reel ve uzun sürecek yapısal ve perfirerik problemlerini bir tarafa bırakırsak, son fırtınada yoluna pek zarar görmeden devam ettiğini söylüyoruz. Ancak altının çizilmesi gereken şey, Fed açıklamalarından sonra ABD-Avrupa faiz spreadlerindeki şiddetli yükselişe rağmen artmasına ragmen paritenin parallel eğilimle değişmemesi. Bu durum farklı şekillerde yorumlanabilir. Ancak, şu an söylenebilecek temel şey, piyasanın faiz farklarını geçici görüyor olması. Yani, ya Amerikan faizleri aşağı yönelecek, ya da Avrupa’da da faizler yukarı doğru yönelecek. Her ikisi de zor görünüyor. Dolayısıyla, yakın gelecekte paritede aşağı yönlü hareketlerin başlaması muhtemel senaryolar içinde.
Japonya, para politikası sayesinde değersizleştiği kuru ve yükseltiği enflasyon beklentileriye şimdilik umutlu duruşunu devam ettiriyor. Avrupa’nın da Japonya’nın da yakın gelecekte parasal daralma konusunu tartışması zor görünüyor. Dolayısıyla, euronun aksine, yende, dolara karşı yükseldiği seviyelerden yeni bir eğilime geçilmesi kısa vadede beklenmez.
Gelişmekte olan ülkelerde ise kısa vadede zorlu bir uyum süreci yaşanıyor ve yaşanmaya devam edecek. Asıl mesele kur ve borsalardaki hareketler değil. Önemli olan bu ülkelerin batıdaki ihraç pazarlarında yaşayacakları sıkıntıların derecesi ve siyasi sebeplerle hareketlenen petrol ve enerji fiyatlarındaki artisan ne kadar kalıcı olduğu.
Ne Amerika ne de Avrupa pazarları kısa sürede düzelmeyecek. Ancak bu pazarlar şu anda olduklarından daha kötüye de gitmeyecekler muhtemelen. Bu durumda reel sektör açısından Pazar durumu bir süre istikrarlı şekilde zayıf gidecek. Bu rekabetin artması demek. Hem gelişmekte olan ülke şirketleri arasında hem de gelişmiş ile gelişmekte olan ülke şirketleri arasında. Örneğin otomotivde, zayıflayan Avrupa üreticileri Türkiye de dahil olmak üzere giderek dış pazarlara yönelmek zorunda kalıyorlar. Oysa aynı pazarlar Çin, Hindistan, Kore gibi ülkelerin de tabii gelişme alanları.
Öte yandan, gelişmekte olan ekonomiler kur ve borsa hareketleri sebebiyle oldukça endişeli günler geçiriyorlar. Bu durum yeni Fed gerçekliğine uyum sürecinin tabii sonucu ve büyük ihtimalle kalıcı olmayacak. Dünyanın Fed’in ürettiği enerji içeceğiyle devam etmeyeceği ve bir gün çıkışın geleceği belli; esasında 2009-2010’da dahi çıkış konuşuyordu.
Dikkat edelim, çıkış süreci Amerika’dan dünyaya salanan aşırı likiditenin azaltılması manasına gelmiyor henüz; yapılan şey paranın büyüme hızının yavaşlatılması. Buna dayalı olarak, uyum sürecinin, Fed’in tahvil alımlarınının sınırlandığı, yani belirsizliğin ortadan kalktığı tarihe kadar sürüp sonrasında durgunlaşması beklenir. Bunun da, şu anki sinyallere göre bu sene sonuna kadar gerçekleşmesi muhtemel.
Ancak, 2009-2010’da olduğu gibi, bugün de Amerika veya Avrupa’nın durumu hızlı bir çıkış politikasını haklı çıkartmayabilir. Amerika’da yeni kafa karşıklıkları ve bunun getirdiği politika ve söylem değişiklikleri görebiliriz; özellikle yeni Fed başkanının atanmasından sonra. Bu teori doğru çıkarsa, uyum sürecinin uzaması ve gelişmekte olan ülkeler açısından yeni çalkantılar beklenebilir. Bu da 2014’ün belirsizlikle başlaması manasına geliyor.
2.00’dan Korkmayalım
26.08.2013, Murat Yülek, Dünya
Son iki senede, bu köşede bir yazıda “1.80” bir başkasına “1.90” başlığı atıldı. Bugünkü başlık ise 2.00. Geçen hafta TL-dolar paritesi 2.00’a ulaştı; bu hafta daha yukarıları görmesi muhtemel. Bundan korkmalı mıyız?
Aşağıdaki iki grafik “2.00” fobisinin yersiz ve daha da önemlisi yanlış olduğunu gösteriyor. Birinci grafik bir çoğunuzun yakından bildiği ve bu köşede de arada kendini gösteren TL’nın reel kur endeksi. Bu grafikten şunu okuyoruz: şu anda TL’nin reel olarak aşırı değerli seviyelerde. Read More
Türkiye’nin Tarafsızlar Hareketi
25.08.2013, Murat Yülek, Zaman
Geçenlerde yurtdışında yayınlanan bir araştırma Türkiye’yi dünyanın 20. ‘yumuşak gücü’ olarak tanımlamıştı. ‘Yumuşak gücü’ tanımlamanın zorluğu bir tarafa, bu tür araştırmalara ne kadar güvenilirlikle yaklaşmak gerektiğinin farkındasınızdır. Yine de Türkiye’nin, dünyanın en önemli yumuşak güce sahip olan ülkelerinden olduğu kesin.
Türkiye uzun süredir dünyanın en büyük ekonomilerinden birisiyken, ancak çok yakın zamanda dünyanın önemli ve takip edilen ülkeleri arasına girdi. Yani, böyle bir araştırma 10 yıl önce yapılsa Türkiye sıralamaya giremeyecekti. Bunun ekonomik sebepleri olsa da asıl sebebi Türkiye’nin kendine duymaya başladığı güven ve uluslararası alanda öncelere göre daha bağımsız politika izlemeye başlamasıdır. Sonuçta, eskiden olmayan bir durumla karşı karşıya dünya: “Türkiye ne diyecek; ne yapacak.” Read More