Dünya Gazetesi, Küresel Bakış, 8 Ağustos 2011

S&P ABD’nin kredi görünümünü geçen ay negatife çevirmişti. Geçen Cuma günü de notu bir kademe indirdi. Geç kalmış bir karardı. Ancak yine de piyasalarda şaşkınlıkla karşılandı. Demek ki S&P’nin geçen ayki kararı, pek ciddiye alınmamıştı.

ABD’nin borç görünümünü hem federal hem de eyalet seviyesindeki sıkıntıları bu köşede son yıllarca çok tartışıldı. Mesele, borç stoğunun yüksekliği ve bunun geri ödenebilmesi için gerekli bütçe dinamiklerinin oluşabilmesi için gerekli siyasi iradenin oluşamayacağıydı. Ardından gelen bütçe tavanı tartışması, bunun küçük bir teyidi oldu.

Amerika’nın en büyük kreditörü olan Çin zaten uzun süreden beri Amerika’nın borç ödeme kapasitesi hakkında kuşku duyuyordu. Çin’li yetkililerin son dönemdeki borç tavanı sürecini de büyük bir sorumsuzluk olarak gördükleri biliniyordu.

Dolayısıyla, S&P’nin kararı teknik açıdan pek de beklenmeyecek bir şey değildi. Ancak politika olarak öyle. Bir Amerikan firmasının Amerika maliyesinin notunu “kırabilmesi”esasında Amerikan kurumsal yapısı açısından önemli bir artı. Ancak kararın ABD’deki siyasi kavganın bir parçası olduğu da düşünülüyor. Zira, cumhuriyetçilerin mirası sebebiyle olsa da, bu not kırımıyla Obama tarihe geçmiş oldu.

S&P’yi diğerleri takip edecek mi? Muhtemelen evet. Dolayısıyla Obama’yı neşeli günler beklemiyor.

Buna karşılık piyasaların S&P ile paralel düşünmediğinin de altını çizmek gerekiyor. ABD hala dünyanın en düşük maliyetle borçlanan ülkeleri arasında. Federal hükümetin faiz giderlerinin GSYİH’ya oranı yüzde 1.4 civarında. Oysa bu rakam, örneğin Türkiye’de yüzde 5 ile 6 arasında değişiyor. Geçen haftaki fırtına sırasında özel şirket hisse ve tahvillerinden kaçan yatırımcılar (çoğunlukla Amerikan yatırımcıları) soluğu güvenli liman olarak gördükleri Amerikan hazine bonolarında almışlardı.

Bu yatırımcı davranışı,büyük ölçüde çaresizlikten de kaynaklanıyor. Bir düşünün, 14-15 trilyon dolarlık bir piyasa kapitalizasyonundan kaçırdığınız nakiti hazine tahvillerinden başka hangi alternatif alana kaydırabileceksiniz?

Bugünün en kaygılı yatırımcının Çin olduğunu da unutmayalım. Ellerindeki yüz milyarlarca dolarlık stoğun uzun dönemli güvenilirliği büyük  kuşku altında.

Dahası, bu köşede daha önce ele alındığı üzere dünyanın neredeyse tüm merkez bankalarının içinde uluslararası rezerv kalitesi konusunda kafası rahat olanları, en naif olanlar olarak hatırlayacağız ilerde. ABD kağıtlarının en büyük tekil yatırımcıları olan merkez bankaları en az Çin Merkez Bankası kadar endişeli olmalı. Ellerindeki kağıtlar hem düşük getiri üretiyor hem de uzun vadede riskli. Dahası son dönemde bu kuruluşların rezervleri euro ve yenden tutun Brezilya realinden Avusturalya dolarına kadar değer yitirdi.