MÜSİAD ile Vezir Danışmanlık tarafından hazırlanan rapor bu adı taşıyor. Bu sene yayınlanan rapor doğru, önemli ancak ihmal edilen konu ve önerilere değiniyor. Türkiye’nin önümüzdeki dönemde zor bir dönüşümü gerçekleştirmesi gerekiyor. İki yüz yıl ya da daha fazla gecikilmiş bir dönüşüm. Ancak, Finlandiya’dan Doğu Asya ülkelerine kadar tecrübelere bakıldığında mümkün olduğunun farkında olduğumuz bir dönüşüm.

Türkiye, diğer ülkeler gibi, sürekli bir yol çatalının tam başında yer alıyor. İki alternatif yoldan birisi fakirleşme diğeri ise zenginleşmeye doğru gidiyor. Fakirleşmeye doğru giden yolda politikaları değiştirdiğiniz, yani “dönüştüğünüz” zaman senginler kulübüne katılmanızı sağlayan yola sapabiliyorsunuz.

Bu köşede sık sık değindiğimiz sanayi politikaları Türkiye’ye ray değiştirecek ana araçlardan birisi. Bu politikaların önemli bir aracını da Ar-Ge ve yenilikçilik (inovasyon) oluşturuyor.

Gelelim MÜSİAD Raporu’na. Titiz bir çalışmanın sonucu olan raporda genel ancak önemli sonuçlara ulaşılmış. Altını çizmekte yarar var. Bazı alıntılar yapalım:

“… AR-Ge ve inovasyon olmadan refah ve zenginliğe giden bir yol yoktur. … AR-GE ve İnovasyon aynı zamanda rekabetçiliğin de temel bileşenidir. Ülkemiz son 10 içinde önemli mesafeler katetmiştir.  … Bunun yanı sıra çözemediğimiz çok ciddi sorunlarımız da vardır. WEF Küresel Rekabet Endeksi, Dünya Bankası İş Yapma Kolaylığı Endeksi, BM İnsani Gelişim Endeksi gibi uluslar arası endeksler göstermektedir ki; rekabetçilikte 59, inovasyon kapasitesinde 69, iş kolaylığında 71, matematik ve fen bilimlerinde 103, refah liginde 75’inci sıradayız… Bir yandan araştırmacı sayımız makale üretimimiz dramatik bir biçiminde yükselirken aynı gelişmeler patent sayılarına ve üretime yansımamaktadır… Öte yandan ülkemiz düşük ve orta teknolojilere dayalı bir sanayi yapısına sahiptir. İhracatımızın sadece %2’si yüksek teknolojili mallardan oluşmaktadır.”

MÜSİAD,  Türkiye’nin “ekonomik kalkınma modelinin gözden geçirilmesini ve rekabetçilik temelli bir kalkınma anlayışının benimsenmesi” gerektiğinin altını çiziyor. Raporda somut öneriler konmuş. Önemli bir konu olan kamu alımlarına da değinilmiş.

Bu arada biz de bir kez daha hatırlatalım. Kamu alımları Türkiye’de kamunun en dağınık ve stratejisiz olduğu alan. Kamu İhale Kurumu’nun yeni Kurul Başkanı döneminde bu dağınıklığın giderilmesi ve kamu alımlarının Türkiye’nin yerli, teknoloji ve sanayi kapasitesinin önemli bir aracı haline geldiğini görmeyi istiyoruz.