İstanbul Ticaret Odası Başkanı Murat Yalçıntaş aynı zamanda Akdeniz Ticaret Odaları Birliği’nin de (ASCAME) başkanı. ASCAME Akdeniz çevresindeki 23 ülkeden odaları bir araya getiriyor. Murat Yalçıntaş grubun başkanlığıunı 2007 yılından beri yürütüyor.

ASCAME’nin İstanbul Ticaret Odasıyla birlikte düzenlediği geçen haftaki konferansta Akdeniz havzasının siyasi ve iktisadi geleceği tartışıldı. Konuşmacılar arasında Fas’dan Lübnan’a ekonomi, sanayi ve ticaret bakanları, Avrupa Yatırım Bankası’ndan temsilciler, Akdeniz Parlamenter Asamblesi, Akdeniz Birliği organizasyonu gibi kuruluşlardan üst düzey temsilciler bulunuyordu
Tartışmaların ortaya koyduğu ortak sorun, Akdeniz bölgesinin ekonomik potansiyelinin yüksekliği ancak buna karşılık bu potansiyelin gerçekleştirilemediğiydi. Dahası, bunun en önemli sebeplerinden birisi, Akdeniz ülkeleri arasındaki başta ticaret olmak üzere ekonomik işbirliğinin yetersizliğiydi.

Hırvatistan Ekonomi, Bakan Yardımcısı Tamara Obradovi?  Mazal, ülkesinin yine bir Akdeniz ülkesi olan Lübnan ile yaptığı ticaretin toplamın yüzde 0.2’si civarınd olduğunu hatırlattı. Hırvatistan’ın bölgenin en büyük ekonomilerinden olan Türkiye ile ticareti ise toplamın yüzde 2’sinin altındaymış.

Bosna-Hersek Maliye Bakan Yardımcısı Fuad  Kasumovic de hem bölgesel ticaret hem de yatırımların zayıflığının altını çizdi.

Bir zamanlar dünyanın ekonomik trafiğinin tam göbeğinde yer alan Akdeniz’in potansiyeli büyük.

Ancak, konuşmacıların hemen hepsinin hatırlattığı gibi, gerçekten performans potansiyele göre çok düşük.

Bunda sadece ekonomik değil siyasi faktörler de önemli rol oynuyor. Arap baharı büyük ölçüde bir Akdeniz fenomeni. İsrail’in uygulamaları da siyasi açıdan bölgeyi kilitleyen unsurlardan birisi. Hele şu son dönemde iflas durumundaki Güney Kıbrıs’ın durumundan faydalanmak için aldığı gaz ve petrol arama insiyatifleri. Buna Suriye’nin durumunu da ekleyince Akdeniz’in doğu kıyısı ekonomik ve siyasi açıdan büyük ölçüde “engelli” hale geliyor.

Öte yandan, Yunanistan’ın, İtalya ve İspanya’nın içinde olduğu kriz bölgenin yeni bir dinamizme kavuşması şansını azaltıyor. Fransa ise yeni yönetimi altında nasıl bir görünüm alacak bilmiyoruz. Hollande idaresinin Almanya ile Avrupa Birliği ekonomi politikaları hakkındaki görüş farklılığı önemli.

Dahası, yeni hükümetin uluslararası ilişkiler konusunda alacağı tavrı ve aktifliği tam olarak kestirmek henüz mümkün değil.

Sarkozy’nin seçim kampanyasında yer alan ve 2008 yılında kurulan “Akdeniz için Birlik” tipik bir Sarkozy projesi (yani- muhtevası düşük, siyasi ve populizmi yüksek) olarak adlandırılabilir. Ancak yine de Akdeniz’in önemini hatırlatması açısından önemli bir girişimdi. Avrupa Birliği’nin labirentlerinde kırpıldı ve önemini yitirdi. Eğer Sarkozy değil de daha ciddiye alınır ve saygı gören bir devlet adamı tarafından ortaya atılsa belki de daha başarılı olabilirdi. Akdeniz’in en zengin değil ama belki de en sağlam ekonomisi Türkiye. Türkiye Özal zamanında, eski Sovyetler dağılırken Karadeniz bölgesinde oynadığı rolü bugün Akdeniz için oynaması gerekiyor mu dersiniz?