Türkiye 2023 yılında 500 milyar dolar ihracat rakamını tutturabilir mi? Değişik ortamlarda bu soruyla karşılaşıyorum. Cevap daha ciddi bir çalışma gerektiriyor ancak burada, Amerikalıların zarfın arkasında yapılan hesaplar bizde de “bakkal hesapları” dedikleri türden hesaplar yapalım.
Türkiye’nin ihracatı 2002 ile 2011 yılları arasında dolar bazında yılda ortalama yüzde 14,8 büyümüş. Bu hızda bir büyüme ihracatı hemen hemen beş yılda iki katına çıkartıyor. Nitekim bu dönemde Türkiye’nin Merkez Bankası (fob) rakamlarıyla ihracatı 41 milyar dolardan 141 milyar dolara yükseldi.
Ancak 2008’den itibaren yavaşlama ve 2009 yılında da gerileme var ihracatta. Nitekim, 2002-8 döneminde ihracatın yıllık ortalama büyüme hızı yüzde 22’nin üzerindeydi. 2009 yılında ihracat düştü. 2010 ve 2011 yıllarında ise sırasıyla yüzde 13i5 ve 19,2 oranında arttı.
İhracatın büyüme hızı bir çok değişken tarafından belirleniyor. Bunların başında ürün gamınız ve onun kalitatif özellikleri geliyor. Ürününüz harcıalem bir ürün mü? Eğer öyleyse fiyatı dikte edemiyorsunuz ve başka bir soru ortaya çıkıyor: fiyatları rakiplere göre nasıl? Ürününüzü “farklılaştırarak” fiyattan bağımsız “nişleri” oluşturabiliyor musunuz? Bu durumda (Almanya ya da İsviçre gibi) ihracatınız daha “değerli” hale geliyor.
Makroekonomik faktörler de ihracat performansınızı yakından ilgilendiriyor. Bunların başında diğer ülkelerden gelen ithalat talebi ve kur geliyor. Dış talebin en özet göstergesi dünya ekonominsin GSYH’ büyüme oranı. Hızlı büyünülen dönemler dış talebin genel olarak arttığı dönemlere işaret ediyor. Ancak sizin ihracat coğrafyanız da önemli. Son dönemde Türkiye garip karşılanabilecek itirazlara rağmen (“eksen” tartışması) pazar coğrafyasını çeşitlendirme sürecine girdi. Dolayısıyla dünya GSYİH’sını bir gösterge olarak almak daha kabule edilebilir hale geldi.

myulek.jpg

Böyle bakınca tablodaki durum ortaya çıkıyor. Türk ekonomisi, ihracatını dünya GSYH’sinin büyüme hızının epey üzerinde artırabiliyor. 2002-11 döneminde Türkiye’nin ortalama ihracat artışı dünya ekonomisinin büyüme oranının dört katına yaklaşmış. 2002-8 döneminde ise beş katını aşmış. Kriz sonrasında, 2010 yılında üç kat 2011 yılında ise beş katına ulaşmış. İhracatın büyüme oranı kendi ekonomimizin büyüme oranının da epey üzerinde seyretmiş.
Eğer 2012-23 döneminde dünya ekonomisinin ortalama yüzde 3 büyüyeceğinin varsayarsak ihracatın büyüme hızı yüzde 12 civarında olabilir. Bu durumda 2023 yıl sonunda ihracat 550 milyar dolara yaklaşır. Bu basit modele göre ihracatın yılda ortalama yüzde 11’in üzerinde büyümesi gerekiyor (490 milyar dolar). Eğer Merkez Bankası’nın eklediği altın, bavul ticareti gibi kalemleri çıkartırsak yüzde 12’yi yakalamamız gerekiyor.
Eğer bazı “dönüşümleri” gerçekleştirebilirsek büyüme daha hızlı olabilir. Bunların başında “pahalı” ürünlere geçmek geliyor. Türkiye’nin ihracatının yüzde 90’ı sanayi ürünü ancak yine de teknoloji muhtevası nispeten düşük ve markalaşmamış ürünler. İkincisi ise dağıtım kanalları. Türkiye dış pazarlarda dağıtım kanallarına ve güçlü satış noktalarına sahip değil. Bunlar değiştirilebilirse ihracat 500 milyar doların epey üzerine çıkar. Dahası 2023 sonrası dönemde büyüme çok daha hızlı olur.