Son krizde ayakta kalan ülkelerin ortak özelliği, ister tabii kaynakları aracılığıyla ister “bileklerinin gücüyle”  ihracat yapabilmeleri. Örneğin Almanya, İsviçre, Kore ya da Japonya bu ikinci kategoriye giriyor.
Kimler ihracat yapabiliyor? Cevabını kısaca “uluslararası piyasalarda rekabet gücü olan firmalar” diye verebiliriz. Tabi altını doldurmadan bu tarif pek işe yaramıyor.
Uluslararası rekabet gücünü tanımlamak için sattığınız ürün gamını incelemeniz gerekiyor. Ürün gamını “harcıalem” (yani herkesin ürettiği mallar) ve katma değerli mallar olarak ikiye ayırmanız gerekiyor. İkincisi ileri ekonomilerin yaptığı şey.
Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan açılışını geçen Cuma yaptığı uluslararası rekabetçilik” destekleri (URGE) değerlendirme konferansında Türkiye’nin ortalama kg, ihracat fiyatının 2011 yılında 1.46 dolar, 2012 de ise 1.60 dolar olduğunu söyledi. Ekonomi Bakanlığı ve TİM’in yaptığı hesaplara göre Almanya gibi ülkelerin ortalama kg, ihracat fiyatı is 4 dolar civarında.

Dolayısıyla Türkiye herkesin ürettiği, fiyatlarını dikte edemediği malları üretiyor hala. “Herkesin ürettiği malları” üretiyorsanız, yani “farklılaşamadıysanız” rekabet gücünüz fiyatınız (yani maliyetiniz yani verimliliğiniz ve milli paranın diğer paralar cinsinden reel seviyesi) ve dağıtım ağlarına hakimiyetinizden geçiyor.
Türkiye bir taraftan kg, ortalama ihracat fiyatlarını yükseltecek bir sürece girmeye çalışırken diğer taraftan mevcut şartlardaki ihracat pazarlarını geliştirmeye çalışıyor. Yani, düşük fiyatla da olsa daha faz tonajda mal satmak istiyor.

Ekonomi Bakanlığı bu süreçte yeni destekler tasarlıyor. Bunlardan birisi de 2010 yılında çıkan 2010/8 sayılı tebliğ. Bu düzenlemede, “işbirliği kuruluşları” (Odalar, ihracatçı birlikler gibi) belli sayıda aynı sektördeki şirketi ihraç pazarlarında güçlendirmeye çalışıyor.

Değerlendirme toplantısında aktarılan tecrübelerden bu konuda bazı olumlu dersler çıkartılabilir. Çelik İhracatçıları Birliği (ÇİB) Başkanı Namık Ekinci’nin vurguladığı dersler şunlardı:
İşbirliği kuruluşu her şeyden önce ihracatı önemseyecek ve sahiplik yapacak
Güçlü bir organizasyon kuracak, yetenekli insanlarla çalışacak, doğru danışmanlar (yerli/yabancı) seçilecek
Yurtdışına gönderilecek şirket heyetlerinden önce o ülkedeki tanıtım programı iyi hazırlanacak; önde gelen gazetelerde ilan verilecek, haberler çıkartılacak ve bu sayede giden heyetin önde gelen ithalatçı ve şirketlerle görüşebilmesi sağlanacak
Programın sonuçlarının izlenmesi, değerlendirmesi iyi yapılacak.

Bu çerçevede ÇİB Latin Amerika’da Şili ve Kolombiya’da 300 ithalatçıyla 4000 iş görüşmesi yapmış ve 6 aylık program sonunda gruptaki şirketlerin ihracatları yüzde 750 artmış.

MOSDER Başkanı Ahmet Güleç, URGE kapsamındaki benzer bir programla Afrika’da seçilen hedef ülke olan Nijerya’ya olan ihracatlarının iki katına çıktığını aktardı. Mersin TSO Başkanı Şerafettin Aşut ise 2005 yılından itibaren yaptıkları stratejik çalışma ile Mersin ekonomisin öncelikli alanlarını belirlediklerini, URGE kapsamında da kesme süs bitkileri ve makine imalat sektörünü seçtiklerini anlattı.
Ekonomi Bakanlığı İhracatı Geliştirme Genel Müdürlüğü başarılı bir düzenleme yapmış. Bu tür düzenlemeler, sektörle de işbirliği halinde devam ettirilmeli.

22 Ekim 2012, Pazartesi